Blog Hakkında

Toplumsal algının cinselliği koyduğu yer malumunuz... Üstelik bir yerden sonra, kendiniz ile egemen bakış arasındaki sınırları bile kaybedebiliyorsunuz. Başkası ne düşünür kaygısı, gittikçe daha fazla etkiliyor bireyin cinsel özgürlüğünü...Burda durmak gerekiyor. Burda durup, “Ben buyum!” diyebilmek gerekiyor. “Hissediyorum ve yaşıyorum. Bu ayıp değil. Bu yanlış da değil.” “Onlara” göre yanlış olmaya devam edebilir. Çünkü cinsellik “Onlar”a göre sadece üremek için kullanılır. Kadın sadece “anne”dir. Bu yüzden, cinselliğini özgürce yaşayabilmek, “onlar” için en hafif tabiriyle ayıptır. Yasaklanmalıdır. “Onlar öyle düşünüyor, haksızlar evet, ama kendimi sapık gibi göstermeyeyim.” cümlesini aklımızdan geçirdiğimizde, kendimizden taviz verdiğimizde, biraz daha “onlar” gibi oluyoruz. Onlar gibi oldukça; Kadın, “kötü kadın” olmadığını kanıtlamak için, karşısındaki erkeğe başka biri gibi davranıyor. Erkek, kadınları “kötü kadın, yatılır, iyi aile kızı, evlenilir” ikileminde görüyor. Burda durmak gerekiyor. Burda durup, cinselliğin doğallığını konuşmak gerekiyor. Ten paylaşımının değerini konuşmak gerekiyor. Belki konuşmak da yetmiyor, göstermek gerekiyor. Tenin Hikayesi, bunu göstermek için yayına başladı. Cinsellik insanîdir, paylaşımcıdır ve doğaldır demek için, bunu erotik edebiyat hikayeleriyle göstermek için...

Keyifli okumalar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder