30 Kasım 2015 Pazartesi

Sapyoseksüel - 3

Oteldeydik. Üstündekileri çıkarmadan yatağa oturmuş, ayaklarını uzatmıştı. Askılı elbisesi göğüs çatalını açıkta bırakıyordu. Yürürken dizlerine gelen elbisesi neredeyse kalçalarına kadar sıyrılmıştı. Ben ise yatağın tam karşısındaki koltukta oturuyordum.

"Bir oyun oynamak ister misin?" diye sordu.
"Nasıl bir oyun?"
"Gözlerimi kapatacağım ve doğaçlama cümleler kurarak beni tahrik etmeye çalışacaksın."
"Anlaştık."
"Ama ben söylemeden yatağa yaklaşmak yok."
"Peki."

Gözlerini kapattı. Kafasını geriye doğru atıp vücudunun iki tarafındaki ellerini yatağa bastırdı. Bacaklarını hareket ettirmemek için kendini zor tutuyor gibiydi.


"Nefesimi bacaklarında hissediyorsun, dizlerinin hemen üstünde... Bir kuşun ötüşü gibi açılıp kapanıyor dudaklarım teninde. Kasıklarına geldiğimde kafamı geri çekiyorum. Ellerim ayak bileklerinde şimdi. Parmaklarımı, piyanonun üstünde gezinir gibi dolaştırıyorum bacaklarında. Dokunuşlarım varla yok arası, tüy gibi... Birden baldırlarını avuçluyorum, kasıklarına kadar. Sonra kendimi geri çekiyorum yeniden."

Yatağa bastırdığı elleri bacaklarının üstünde dolaşmaya başlamıştı. Bacaklarını iyice aralamış, iki elini de kasıklarında dolaştırıyordu.

"Yüz üstü çeviriyorum seni. Ellerim bu sefer bileklerinden kalçalarına uzanıyor. İkisi de avuçlarımda, sertçe sıkıyorum."

Söylediklerimi yapmış, yüz üstü dönüp kalçalarını benim yerime avuçlamıştı.

"Askılarını indiriyorum omuzlarından. Parmaklarımı hissediyorsun, yumuşacık. Nefesim ensenden omurgana iniyor, elbiseni sıyırdıkça beline kadar iniyorum. Dilim belinden yukarı çıkıyor bu kez. Kulak memende dudaklarımı hissediyorsun..."

Elbisesi sıyrılmış, sütyeni kalmıştı. "Gel buraya!" dedi.

Koltuktan kalktım.

Devam edecek

29 Kasım 2015 Pazar

Sapyoseksüel - 2

En azından artık dil balığına çatal atıp durmuyordu. Topuz yaptığı kumral saçlarından düşen bir perçemini seyrediyordum.

"Yazdıklarını beğenmiyorum." dedi. Neden burdan başladığını anlamadım.
"Ben de beğenmiyorum..." Yüzündeki şaşkınlık görülmeye değerdi. Beni egosu dağların ötesinde biri mi sanıyordu acaba?
"Nasıl yani?"
"Blog yazarken sanatsal kaygılardan uzaktayım. Yalnızca bilinçaltımı yaşadıklarım üzerinden temize çekiyorum. Kalemim paslanmasın diye kalem oynatmış oluyorum bir taraftan da..."
"Bunu da sanatsal kaygılarla yapabilirsin."
"Sanatsal kaygılarla yaptığım başka şeyler var."
"Nedir onlar?"


Fırsat bu fırsat diye düşündüm. Plansız bir şekilde o gün çantamda olan bir öykümü çıkardım önüne. Onunla buluşmadan önce oturduğum kafede birkaç düzeltme yapmak için çıktısını almıştım. Şaşırdı.

"Bu da mı erotik?"
"Hayır."
"Neden bloga koymuyorsun?"
"Çünkü başka yerlerde yayınlanıyor."
"Bilmiyordum..."

Okudukça bazen kaşları çatıldı, bazen yüzünde bir tebessüm oluştu, bazen dudaklarını ısırdı... Beş sayfanın sonuna geldiğinde elindeki kağıtları bana verdi. Bir sigara yakıp uzun uzun sustu. Sigaranın sonuna kadar beni seyretti.

Ben de onu seyrediyordum. Gömleğinin altında kabaran memelerinin her sigara nefesiyle inip kalkışına bakıyor, üstelik baktığımı gizlemiyor, onları avuçlarımda hayal ediyordum. Memelerine baktığımı gördükçe tıpkı öykümü okurken yaptığı gibi gülümsüyordu.

Sigarasını bitirdi.
"Kalkalım mı artık?" diye sordu.
"Nereye?"
"Nereye istersen..."

Devam edecek...

28 Kasım 2015 Cumartesi

Sapyoseksüel - 1

İkinci dubleleri bitirmek üzereydik. Gözlerimin içine bakarak ısmarladığı dil balığına çatal darbeleri vurarak oynuyordu. O balıkla oynadıkça, benim dilim acıyordu. "Bu kadar zedelersen onu bu gece kullanamam" diye geçiriyordum içimden.

Kadehinde kalan rakıyı yudumladı.
"Beni becermek istediğini biliyorum."
Cevap vermek yerine ben de kadehimde kalan rakıyı bitirdim. Kalkma vaktimiz geldi sanıyordum. O konuşmaya devam etti.
"Bunu ben de istiyorum. Yani senin gibi bir erkekle sevişmek güzel olabilir. Ama beni tahrik etmelisin."
Ellerinin üstünde gezinen parmak uçlarım, gözlerinin içine bakarak dudaklarımla oynamam, anlattığım hikayeler, ona neler yapabileceğimi üstü kapalı şekilde ima etmelerim işe yaramamıştı demek.
"Bunu yalnız kaldığımızda yaparım diye düşünüyordum."
"Hayır, burda yapmalısın ki beni becerebileceğin yere gelmek için ikna olayım."
"Masanın üstünde diyorsun yani?"
"Yok canım, olur mu, bara yatırman gerek boylu boyunca."
Güldük. "Şapşal" demeyi ihmal etmemişti. Devam etti.
"Beni nasıl evirip çevireceğini anlatman beni etkilemez. Çünkü bunu nasıl yapacağını az çok tahmin edebiliyorum. Zaten sen yapamazsan, ben yaparım."
"Ben senin bildiğin kadınlardan değilim diyorsun..."
"Çıkıntılık yapma da dinle. Biliyorum, zeki bir adamsın. Birikimlisin de. Cazmış, klasik müzikmiş, Bağımsız Avrupa Sineması'ymış, Modern Türk Edebiyatı'ymış... Bunların hepsini beni etkilemek için anlattığını biliyorum. Etkilenmedim diyemem de... Ama daha fazlasını yapmalısın."


Kendine güvenen, dominant kadınları seviyordum. Ama bu biraz ukalalık kokuyordu. Kendimi tutamadım.
"Neden seni etkilemem gerekiyor?"
"Beni sikmek için!"
"Orasını anladım da, neden benim seni ikna etmem gerekiyor?"
"Çünkü sen zaten hazırsın."
"Artık değilim."
"Yapmasak da olur diyorsun yani?"
"Aynen öyle..."
"Zekalıyım ama amele olmak istiyorum, çavuşu tokatlayacağım diyorsun?"
"Yatabileceğim tek kadın sen değilsin..."
"Bu geceyi neden boş geçireceksin?"
"Çünkü teste tutulmayı sevmedim. En azından bu tarzla..."
"Peki... Baştan başlayalım madem."
"Ne kadar baştan?"
"Birer duble daha söyleyelim. Sonrasına bakarız." Gözlerimin içine bakıp bir süre sustu. Sonra devam etti. "Bu balık da soğudu, yenisini söylemek lazım."
Garsonu çağırdım.

Devam edecek...