25 Mayıs 2015 Pazartesi

Erkeğin Çıplak Vatanı - 1

Kötü bir özelliğim var. Hiçbir zaman düzenli uyuyan birisi olamadım. Fen lisesinde yatılı okuduğum zamanlarda, geceleri daha verimli geçirmek adına başladığım iyi niyetli az uyuma çabam, en sonunda kendini düzensiz uyuma haline döndürdü ve hep öyle devam etti. Üniversite döneminde de bundan kurtulamadım. İş hayatına başladığım ilk sene şantiyede çalıştığım için, düzenli yatıp kalkmam gerekmiyordu. Çünkü yirmi dört saat sorumluydum ve düzensiz uyku böyle bir iş için biçilmiş kaftandı. Zira gecenin üçünde biri kaldığınız odanın kapısını çalıp "Şefim, sorun var." diyerek sizi uyandırabiliyordu. Söz konusu sorunu elinizde kahve kupasıyla çözmeye giderken, uykusuzluğa alışmış olmanın faydaları yadsınamazdı.

Düzensiz uyuyor olmamın negatif etkileri de vardı elbette. Özellikle sosyal hayatım için... Sabahladığım bir gecenin sonrasında, öğlen dörtte uyandığımda, onlarca cevapsız arama görebiliyor, en iyisinden sitem, en kötüsünden küfür yiyebiliyordum.

Bu kötü özelliğimin yanında, yine uyku ile ilgili ve çok sevdiğim bir özelliğim de var. İyi ya da kötü olduğundan emin değilim, ama bana gerçekten keyif veriyor. Çıplak uyumak... Yaz kış, oda sıcaklığını istediğim seviyeye ayarlayıp, çıplak yatmayı, tenimin saten çarşafa sürtünmesini ve çıplak uyumayı seviyorum. Hem de öyle bir iki parça bir şeylerin giyildiği bir çıplaklıktan bahsetmiyorum. Çırılçıplak...

İkisini birleştiren hikaye ise, bundan bir süre önce yaşadığım, önce utandıran, sonra şaşırtan ve pervasızca sonuna gittiğim bir ilişki....

Hikayeyi başlatan olay yaşanmadan bir gün önce, samimi arkadaşlarımı çağırdığım küçük bir ev partisi yapmıştık. İçki içip muhabbet ettiğimiz, davetlilerin getirdiği mezeleri yediğimiz parti masumca sabaha kadar sürmüştü. Sabahın ilk ışıklarıyla herkes evine dağıldığında, ben de hemen uyumak yerine kafamı güzelleştirmeye devam ederek film izlemiştim. Göz kapaklarım kapanmak üzere olduğunda ise, üstümdekileri çıkarıp kendimi yatağa atmıştım.

Ertesi gün, öğlen on iki gibi bir telefon geldi. Neyse ki bu sefer telefonumu duymuştum. Uykulu sesle telefonu açtığımda, numarasını tanımadığım karşımdaki ses şöyle söyledi:


"Merhaba, Ben Yeliz. Selin'in arkadaşıyım. Dünkü partide tanışmıştık."
"Tamam, hatırladım. Merhaba Yeliz.
"Hmm, eğer senin için sakıncası yoksa dün meze getirdiğim kabı almak için uğrayabilir miyim? Lazım olacak da..."
"Tabii. Ne zaman gelirsin?"
"İki saat sonra olur mu?"
"Olur. Görüşürüz."

Daha iki saat olduğu için, akşamdan kalma vücudumu yataktan kaldırmaya üşendim. Sağa sola dönerek yatak keyfi yaparken tekrar uykuya dalmam çok uzun sürmedi. O sırada, Yeliz'in kaba gerçekten ihtiyacı mı olduğunu, yoksa beni görmek için bir bahane mi uydurduğunu bile düşünmedim.

Yanı başımdaki telefon tekrar çaldı.

"Ben Yeliz. Zili duymuyorsun sanırım. Kapıdayım."
O sırada içimden kendime küfrettikten sonra, "Çok özür dilerim, uyuyakalmışım tekrar." dedim. Giyinip kapıya gidene kadar daha fazla bekletmektense, direk içeri girmesi daha mantıklıydı.
"Paspasın altında bir anahtar var, onunla içeri girebilirsin." dedim.
"Emin misin?"
"Evet, üstümü giyinmem gerek..."

Ama bir sorun vardı. Saçım başım dağılmıştı ve sabah mahmurluğuyla çok özensiz görünüyordum. Bu halimle kızın karşısına çıkmak yerine, odamdaki duşa girdim. Girerken de seslendim.

"Yeliz, kusura bakma. Duşa girmem gerekiyor. Sen ister bekle, istersen kabını alıp çık."
"Peki." diye cevap verdi. Kendimi kötü bir ev sahibi gibi hissetsem de, o halimi görmesinden iyiydi.

Duş keyfimi biraz uzun tutmuştum. Yeliz'den de ses gelmeyince gitmiş olduğunu düşündüm. Kurulanıp bornozumu yatağın üstüne attım. Ne giyeceğime karar vermeden önce bir şeyler atıştırmak için çıplak bir halde mutfağa girdiğimde, karşımda Yeliz'in şaşkınlıktan açılmış gözlerini gördüm.

"Kusura bakma, gittiğini düşünmüştüm." dedim. Bu sırada kaçacak yer aramak ya da ellerimle vücudumu kapatmaya çalışmak gibi saçma sapan hareketler yapmak yerine, karşısında öylece dikiliyordum.
"Seni görmeden gitmek kabalık olur diye beklemiştim. Ama bu durum da pek uygun olmadı sanırım."
"Haklısın, beş dakika beklersen üstüme bir şeyler alıp geleyim." diyerek arkamı dönmek üzereydim.
"Önemli değil. Hatta giyinmesen de olabilir." dedi, bunu söylemesini sağlayan cesareti zar zor toplamış gibi.
Kısa bir sessizlik oldu. Yeliz'in gözleri, "Aslında bunun için geldim." der gibi bakıyordu. Ben ise, ilk şaşkınlığı atlattıktan sonra, "Neden daha ileri gitmeyelim ki?" dedim kendime.
"Ama eşitsizlik var, ben çıplağım, sen değilsin..." dedim, cesaretini biraz daha zorlamak için.
"Bir şeyler düşünebilir." diye cevapladı ve elini gömleğinin düğmesine götürdü...

Devam edecek...

31 yorum:

  1. Aslında bütün sorun bu! Tek başına yaşayan biri rahat rahat evde dolaşabiliyor ama yanına geçici bir misafir bile gelse uygunsuz şeylerle karşılaşabiliyor :D hoş, Yeliz'in beklediği de tam olarak buymuş -şanslı kız- ya neyse :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sence sadece şans mı yoksa cesaretinin bir ödülü mü? :)

      Sil
    2. Hangi açıdan bakıldığına bağlı biraz :D yeterince şanslı olmasaydı eğer yine de o ödülü alamazdı bence :D
      hem o bir kenara gidersin, beklersin sonra cesaret gösterip açılırsın ama bu kadar hazır olunması bence şans işi biraz :D

      Sil
    3. Bu işlerde her zaman bir şans faktörü var elbette :)

      Sil
  2. Selam. :) Taşınma telaşının üstüne güzel bir yazı okumak iyi geldi. Çok bekletme bizi demek isterdim ama "Dinime küfreden Müslüman olsa..."yı duymak istemiyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen benden daha az bekletiyorsun en azından :)

      Sil
    2. Daha yeni çıkarttım bilgisayarı koliden. :) gece girişirim artık.

      Sil
  3. Yalnız yeliz evin bir köşesine sinip pusuya yatmış resmen :)

    YanıtlaSil
  4. Yeliz de az değilmiş be!
    Ah bu zihniyetim yok mu hep kadına yüklen hep kadına! :) Ondan sonra da orda burda yok kadına şiddet yapıyolar de. Ah şu ikiyüzlü toplumsal haller ah...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok ya, ben kadına hiç yüklenmedim. Hep o bana yüklendi :)

      Sil
  5. Vay vay vay vur dedik sen öldürdün.
    Çıplak mı yatıyon öhö öhöm.
    Ay Yeliz'e bak hele. Hatun seni kafaya koymuş.
    Fen lisesi mi? Hangisi asdfg
    Yalnız sende az degilsin. Eşitsizlik he eşitsizlik :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dur ama sen de teker teker sor, hatlar karıştı :)

      Sil
  6. Başarılarının devamını diliyor,
    Daha nice Yeliz'lere istediklerini vermeni temenni ediyorum ;)
    Olacağı varsa oluyor işte,
    De,
    Evde biri varken duşa girmek sıkıntı yaratıyor bende.
    Neden bilmiyorum, inanılmaz kıllanıyorum.
    Hani 'Ulan bir şeyleri karıştırıyor mudur şimdi?' yada 'Gollemesin bir şeyleri?!' gibi..
    :p
    İyi bari sen keyfini çıkara çıkara takılmışsın duşta,
    Ama demezler mi Yeliz'e, 'Be vicdansızın kızı, madem geldin o kadar,
    Neden girivermedin suyun altına?'

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hatunların, "niyetimi o kadar da belli etmeyeyim, kaza süsü vereyim" gibi bi tavrı var sen de fark etmişsindir :) Herhalde ondan girmedi suyun altında :)

      Sil
  7. düğmeyi açacak mıı

    YanıtlaSil
  8. Yanıtlar
    1. Merak uyansın tabi, amaç o :) Yapabiliyorsam ne mutlu bana...

      Sil
  9. Yanıtlar
    1. Daha dur, hatun elini yeni attı düğmeye :)

      Sil
  10. Vayyy Meçhul, dönmüşsün. :)

    Beş senelik lise hayatımın üç senesi yurtlarda geçti. Ve ben de o zamanlar kalabalık insanların bulunduğu bir ortamda uyuyamadığım için gecelerim okul kütüphanesinde geçerdi. Şimdilerde ise hiç uyuyamıyorum. Sanırım bu uyuyamama bir hastalık. :)

    Hmmm, çırılçıplak yatma çok cazip bir fikir. Keşke ev arkadaşım olmasaydı. :D

    Yeliz, nasıl desem çok cesaretli bir insanmış. Merakla bekliyorum devamını. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vayyy, Drama :)

      Çıplak yatmak kesinlikle çok iyi... Mastürbasyonun ön sevişmesi gibi bi hal de alabiliyor :)

      Sil
  11. Meçhuuullllllllllll, nerelerdesin?

    Sessss veeeerrrrrrrr

    YanıtlaSil
  12. Buralardayım... Ben de sizi özledim gerçekten... Ama bu aralar o kadar yoğun çalışmam gerekiyor ki, yazmak bi kenara, sadece yapmak için vakit bulabiliyorum :)

    YanıtlaSil
  13. Merhaba. Yazılarınızı bugün keşfettim hepsini soluksuz okudum, daha önce nasıl görmedim diye üzüldüm. Daha fazla üzüldüğüm şey ise artık yazmıyor oluşunuz :( Üslubunuz, anlatımınız oldukça hoş, umarım devam edersiniz yazmaya.
    -S

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında yazmayı bırakmadım, yalnızca bu aralar yeni bir şeyler koymuyorum bloga. Güzel yorumun için teşekkürler, takipte kal lütfen.

      Sil
    2. Aslında yazmayı bırakmadım, yalnızca bu aralar yeni bir şeyler koymuyorum bloga. Güzel yorumun için teşekkürler, takipte kal lütfen.

      Sil
    3. Yorumunu görünce sevindim :) Ben teşekkür ederim, takipteyim.

      Sil