16 Nisan 2015 Perşembe

Ortam - 9 (Final)



Funda’nın orgazmından sonra, birkaç el daha oynamıştık. Petrov’un orgazm skoru beş, benimki dört, Arzu ve Melis’in üç, Funda’nın ise ikiydi. Doğum kontrol haplarının yarattığı isteksizlikten olsa gerek...

Gece bittiğinde, hepimiz geniş yatağa koyun koyuna ve çırılçıplak yatmış, çok geçmeden sızmıştık.

Uyandığımızda, herkesin yüzünde uzun zamandır yaşayamadıklarını yaşamış olmanın tatmini vardı. Kimse, dün gece yaptıkları için pişman değildi. Hatta yaşananlarla ilgili şakalar bile yapıldı.

Hep birlikte Beşiktaş’taki kahvaltıcılardan birine gidip güzel bir kahvaltı yapmaya karar verdik. Ama duş almamız gerekiyordu. Fazla vakit kaybetmemek için, duşa ikişerli ve üçerli gruplar olarak girmeye karar verdik. Yazı tura atarak kimin duşa gireceğini belirledik. Ben Arzu ile Petrov da Melis ve Funda ile duşa girecekti.


Ben Arzu’yla duşa girdiğimde, bir taraftan yıkanıyor, bir taraftan da sohbet ediyorduk. Evet, sadece sohbet ediyorduk. Dün gece seksin her haline doymuşken, basit ve birebir duş seksine burun kıvırıyorduk ikimiz de.
 
“Umarım beklediğin gibi geçmiştir.” diye girdim söze.
“Beklediğimden çok daha fazlası... Sanırım bağımlısı olacağım bunun.”
“Hayatına biri girene kadar olur bu bağımlılık.” dedim, imalı gülümsememle.
“Sanmıyorum. Yani eğer sizin için sakıncası olmazsa, hayatımda biri olsa dahi, bu tür şeyler yaşamak istiyorum. Sonuçta aşk dediğin ilk birkaç ay sürüyor sadece.” Bunu söylerken yüzündeki gülümseme, O’na inanmamı sağlamıştı.
“Anlaştık o zaman...” dedim.
“Peki bir arkadaşımı davet etmek istersem?”
“Kuralları biliyorsun. Kapımız açık, yeter ki güvenebileceğimiz kadar tanıyabilelim.” dedim.
“Biliyorum. Bu ortamı bozacak herhangi birini getirme riskini de göze alamam zaten. Getirmeyi düşündüğüm kişiyle önce sizi tanıştırırım.”
“Son bir şey var... Poker oynarken tanışmak, sadece sana özel bir istisnaydı. Herhangi bir adayı evimize almadan önce, dışarda tanımay tercih ederiz. Zaten ekibin kanı ısınmasaydı, bir bahaneyle seni de evine göndermiştik çoktan.” diyerek gülümsedim.
“O halde ben de ekibin bir parçasıyım artık...”
“Evet, öyle de denebilir. Artık istediğin zaman istediğin kişiyle görüşebilirsin, benim aracılığıma ihtiyacın yok.” dedim.
“Kıskanmazsın yani...”
“Sence kıskanır mıyım?”
Dün geceden sonra bu tür sorular gerçekten komik geliyordu.
“Kısa bir süre sonra yurtdışına çıkmak zorunda kalacağım zaten. Ama Petrov benim Türkiye şubem olarak devam edecek. Tadını çıkar.” dedim. Petrov’a bu konuda güveniyordum. En az benim memnun ettiğim kadar memnun edebilirdi...
“Hadi, çıkalım artık, yoksa banyoya dalacaklar.” dedi Arzu gülümseyerek...

Harcadığımız enerjiyi toplamak için, bol bol bal kaymak yedik kahvaltıda. 

SON

31 yorum:

  1. Bitti mi, şimdi? Bu "Ortam"ı okumayı sevmiştim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Taze bitti :) aynı sevgini diğer serilere de bekliyorum :)

      Sil
  2. Upss.. sadece sonunu oudum ama merak etmedim değil..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin, umarım ben cevap yazana kadar seriyi tamamlamışsındır... Yorumlarını bekliyorum :)

      Sil
  3. Kitap gibi.. Her kitap sonunda son sayfayı okurken içim buruk oluyor. Bu bölümde de aynısını hissettim.
    Petrov için "Türkiye şubem" demen çok orjinal ve eglenceli geliyor kulaga. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir blog yazarı yazdıklarının kitaba benzetilmesinden daha büyük bir iltifat alamaz sanırım. Çok teşekkür ederim.
      Petrov konusuna gelince, e aramızda kıskançlık yok, o halde doğruları çekinmeden yansıtabilirim, evet, gerçekten Türkiye şubem :) inanmayan test edip onaylayabilir :)

      Sil
  4. neee? masumca bir duşla bitti mi? hoş onca şeyden sonra biraz zorlama olurdu bir şey yaşanması o da ayrı mesele ama neyse :D
    yalnız geçen bölümde funda fena coştu. hani nasıl diyeyim yaktı geçti. içi parçalara ayrılmıştır artık :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Toparlanması uzun sürer diye geçti aklından değil mi? :)

      Sil
    2. E yani :D
      Onca şeyden sonra bir anda nasıl toparlanır insan :D

      Sil
    3. En çok zevk alan da gözü kara Funda'ydı ama :)

      Sil
    4. Eee işte gül-diken olayı :D

      Sil
    5. Neyse ki batarken zevk veren dikenler de var :D

      Sil
    6. Funda'nın hap engeli olmasaydı daha bir zevk alırdı ama artık başka zamana :D

      Sil
    7. Biraz da o yüzden kendini bu kadar zorlamış olabilir ;)

      Sil
  5. Merhaba Meçhul! Yeni keşfettim sanırım burayı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin! :)
      Umarım senin yazdıklarını okurken aldığım keyif kadar keyif alabilirsin :)

      Sil
    2. Çok güzel bir yorum, teşekkürler! :)

      Ben de beklerim Kafa'ya o halde ! :)

      Sil
  6. Arzu`ya işte :D ilk bölümden sonra üzülmüştüm bunu harcarlar almazlar aralarına diye ama yanıldım ve bu durumdan memnunum :D
    Sırada ne var :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evli bir kadına ne dersin? :)

      Sil
    2. bilmem :D
      İlham neyi istiyorsa. yaz desende demesen de fark etmez bence :D

      Sil
    3. Sadece yorumunu merak ediyorum... Evli bi kadının yaşadığı gerilimler, açmazlar ve kaçamağı ilgi çekici olmaz mı sence? :)

      Sil
    4. olur neden olmasın ama aklıma gelen shameless izliyor musun bilmiyorum ama son sezonda Lip`in içine girdiği evli çift olayı odu. Yani o tarz bir şey. Ama yok kocadan saklarım sonunda da kadını doğratırım dersen olmaz :D

      Sil
    5. Aradan giriyorum ama söylemeden geçemedim :D
      Bence çok güzel olabilir -bkz.yasak aşk seven tipik kız-

      Sil
    6. İstediğin kadar araya girebilirsin Chadaqiel, yabancı yok :) Lady Witch, Shameless izliyorum ama biraz daha farklı olacak... Bakalım beğenecek misiniz :)
      dipnot: yasak aşk iyidir ;)

      Sil
    7. o zaman soğutmadan arayı bence başla :D

      Sil
    8. Bu gece kendi çapımda bi final kutlaması yapmak istiyorum ofisten çıktıktan sonra ;)
      Bir gün bekleteceğim sizi :)

      Sil
    9. Hafta sonuna yeni bir postla gireriz diyorsun yani :D
      Bence harika olabilir :D

      Sil
    10. ohh sınavdan sonra sağlıklı kafamla bekliyor olacağım :D

      Sil
    11. Bu arada sevgili dostum Petrov'un bloguna da göz atmayı unutmayın :) Kendisi güzel bir başlangıç yapmış :)
      http://oedipusunkaleminden.blogspot.com/2015/04/merhabalar.html

      Sil
  7. "Son"u okuduğumda eski bir oyuncağını bulup da onu başkasına hediye etmek zorunda kalan birinin burukluğunu yaşadım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu durumu daha iyi açıklayan bi yorum olamazdı sanırım :) üstüne söyleyecek bi şey bulamadım Petrov...

      Sil