28 Nisan 2015 Salı

Kaçamak - 6


Ay ışığının aydınlattığı denizin üstünde, uzakta görülen bir kaya parçasına doğru uçuyorduk. Yaklaştıkça, kayalık büyüdü, aydınlandı. Ortalık apaydınlık gündüze, kayalık yemyeşil çayıra döndü. Martı, yere yaklaştı ve bizi yumuşacık çimenlerin üstüne bıraktı. Gitti bir ağacın arkasına dolandı. Sonra ağacın iki tarafında, biri yeşil saçlı, diğeri mavi saçlı iki deniz kızı olup boylu boyunca uzandı.

Mavi saçlı olanı, “Sizi buraya getirdik. Kimseler duymadan, kimseler bilmeden, çıplaklığınızı gündüz gibi ışıtan ay ışığının altında, vücutlarınız ipekten çimlerin üstünde sevişin istedik. Kimseye açıklamak zorunda olmayın, kimseden onay beklemeyin istedik.” dedi. Kızıl saçlı deniz kızı devam etti.

“Sadece mekan boyutunuzu değil, zaman boyutunuzu da değiştirdik. Birbirinizle, gücünüz kalmayana kadar sevişebilir, uykuya dalmadan önce ne isterseniz yapabilirsiniz. Uykuya dalıp uyandığınızda, martı ikinizi de, olmanız gereken saatte, olmanız gereken yere bırakacak.”

Tam soru soracaktık ki, ikisi birden ortadan kayboldular. İnanmayan gözlerle etrafa baktık. Yağlı boya tablosunu andıran gökyüzü ve yıldızlar, her şeyi görünür kılan ay ışığı ve yanımızdan şırıl şırıl akan nehir... Filiz elimden tutup beni nehirin kenarına götürdü. İki avcunu birleştirip nehire daldırdı.


“Bak, şarap akıyor.” dedi.

Bedenlerimizi nehire bıraktık. Yumuşacık akıntı, usul usul tenimizi okşuyordu. Bir yudum şarap içmemiz için kafamızı daldırmamız yetiyordu. Şarap o kadar tatlıydı ki, tenimizin neresine dokunsak ipek kumaşlara dokunmuş gibi oluyor, neresini öpsek, bir damlasıyla sarhoş oluyorduk.

Nehir, vücutlarımızın bütün ayrıntılarını birbiriyle birleştirmişti. Sanki daha önce, karşımızdaki vücut olmadan nasıl yaşadığımızı hatırlamıyorduk. Kendimizi o kadar kaptırdık ki, nehrin akıntısında yüzmeye başladık. Yüzeyde kalmamız için hiçbir çaba harcamamız gerekmiyordu. Biz mi hafiflemiştik, nehir mi bizi taşıyordu, bilmiyorduk. Vücutlarımız birbiriyle bütün olmuş, akıntının üstünde sürükleniyordu. Pozisyonlarımız, ellerimizin ve ayaklarımızın konumları değişiyor, ama birbirimizden hiç ayrılmıyorduk. Orgazm oluyor ama hala tek vücut kalıyorduk.

Orgazm olduktan sonra Filiz’in içinden çıkmama gerek kalmıyordu. Kaldığımız yerden devam edebiliyorduk. Bunu yapan ikimiz miydik yoksa nehir miydi, bilmiyorduk. “Lethe” diye inliyordum Filiz’in kulağına artık. İsmini söylemiyor, yalnızca “Lethe” diye inliyordum.

Akıntıda sadece kontrolümüzü değil, kendimizi de kaybetmiştik. Gözlerimiz sıkı sıkıya kapanmıştı. Kaçıncı orgazmımız olduğunu bilmiyorduk. Artık tek bir hareket yapabilecek gücümüz kalmamıştı. Uykuya daldık.

Gözlerimizi açtığımızda, birbirimize hiçbir şey söylemedik.

Saat yediye geliyordu.

Filiz, çıplak vücuduna hiçbir şey giymeden yataktan kalktı. Pencereden giren rüzgarın karşısına bıraktı bedenini. İki kolunu açtı.

“Bunu nasıl becerebildik?” dedi.
“Eski bir hikaye var. İnsanoğlu, ne zaman bir deniz kızına iyilik yapsa, deniz kızları da bir insana iyilik yaparmış. Düşündüğü değil, ama hissettiği, farkında olmadığı halde içten içe istediği şeyi verirmiş o insana. Belki bir yerlerde, birileri bir deniz kızına yardım etmiştir.”
“Ama aynı şeyi sadece ben değil, sen de hissettin.”
“Belki de iki deniz kızına yardım etmiştir birileri...”
“Peki ama, hadi birimizi seçtiler diyelim. Aynı anda ikimizi de seçmeleri çok büyük bir tesadüf değil mi?”

Buna verecek bir cevabım yoktu.

O’nu istediği yere bırakana kadar konuşmadık. Arabadan inmeden önce, gözlerime baktı.

“Seni tekrar arayacağımı biliyorsun...” dedi.
“Biliyorum.” dedim. 

Devam edecek...

19 yorum:

  1. Sanırım uykum geldiği için beynim bu tepkiyi veriyor ama kafamda "en güzel sevişme kafan güzelken olandır" diye not aldım. Hayır yani bunu zaten tahmin etmek güç değil ama bu bölüm nedense tasdikledi :D
    Filiz'in beklentisi artmıştır ama şu saatten sonra baksana durup dururken uçtu yetmedi tam bir doyuma varabildi :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Not almakla yetinmemeli, kesinlikle denemelisin :)
      Beklentiler ve dahası ise sonraki bölümlerde :)

      Sil
    2. Ee onun da zamanı gelecek bir gün :)
      Hani durumun iyi tarafından bakmak gerekirse en azından yeni bölüm için bekletmeyen iyi bir yazarsın :)

      Sil
    3. Ah efendim teşekkür ederim. Egom kabardı :) Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz...

      Sil
  2. Ben bu anlatış şeklini çok sevdim. Ne kadar da yakıştı bu hikayeye. :)

    Lethe, düşündüğüm şey mi? Hani Yunan Mitolojisinde anlatılan unutkanlık nehri? Bir de, bir su perisinin ismi Lethe sanırım.

    Var ya, şu bölümleri okuduktan sonra resmen çocukluğuma döndüm. Evin içinde zıplayarak "Deniz kızları, denizzz kızlllaaarrıı..." diye şarkı söyleyesim var. :D

    küçük bir itiraf, yakın çevrem bana deniz kızı diye seslenir. ^.^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Lethe, evet, Yunan mitolojisindeki o nehir :) Mutluluğu getirdiğine de inanılıyor bildiğim kadarıyla. Bilmediğim kısmı ise, mutluluğu getirmesinin aynı zamanda unutkanlık getirmesiyle alakası olup olmadığı...

      Drama, deniz kızı, bunları hissettiğini bilmek beni ne kadar mutlu etti bilemezsin :)

      Sil
    2. Bir de çok sevdiğim bir grubun, Dark Tranquillity'nin Lethe adında çok güzel bir şarkısı var... Tarzı sert gelebilir, ama şarkıyı seveceğinden eminim :)

      Sil
    3. Aslında Lethe ile ilgili efsane şu şekilde, geçmişinde yaşadıkları acıları unutmak isteyen insanlar Lethe nehrine girerler. Ama bilmedikleri bir şey vardır. Bu nehir bir tek acıları değil, giren kişinin bütün geçmişini de unutmasını sağlar. Böylece nehre girip çıkan insanlarda amaçsız ve zaman geçtikçe acı veren bir mutluluk kalır.

      Babamın annesi, bize bu şekilde anlatmıştı. :)

      Sil
    4. Şimdi taşlar yerine oturdu... Hatta bu haliyle hikayeye daha da çok yakıştı sanki :)

      Sil
    5. Müzik deyince her şey değişir. :)

      Evet, o grubu ve şarkılarını da biliyorum. Ve çok severim. :))

      Sil
    6. Ben de şimdi açıp tekrar dinliyorum... Bir de arkasından Death, Voice of the Soul.

      Sil
    7. Voice of the Soul. :)

      Dinlemesi kadar çalması da çok zevkli bir parçadır. :)

      Müzik zevkini sevdim, Meçhul. :)

      Sil
    8. Birbirimizi anlamamızın altındaki sebeplerden biri de ortak müzik zevkiymiş demek ;)

      Sil
  3. insanın içine sıcaklık, heyecan veren hoş bir hikaye.. yüreğine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. İlk yorumunuz da size hoş geldin dememe vesile olsun o halde :)

      Sil
  4. Yerim olmamasına rağmen kıyıda köşede bir rol aradım kendime hikayede. Götür böyle arada bizi işte. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elimden geldiğince, okuyanı da uçurmaya çalışıyorum işte :)

      Sil
  5. Sevdim ben bunu. Hikaye daha keyifli olmuş bence :D

    YanıtlaSil