12 Mart 2015 Perşembe

Ofisinde, Bir Cumartesi

Uykumun tutmadığı bir gece. Kafam güzel. Fevkalade güzel. Dumanlısından. Evde tek başımayım.
“Neden tek başımayım?” diye sordum kendi kendime. Saat gecenin dördüydü ve kimseyi rahatsız etmek istemiyordum.

İnsan kafası güzelken sıkılır mı? Sıkılıyor. Kamera karşısına geçip, dudaklarımı büzüştürüp, “Yine bir gece sıkılırken” notuyla yayınlayacağım bir fotoğraf çekmedim tabii ki. Ama benzer bir şey yaptım.

Hiç huyum değildir. Nasıl bir kafadaysam, o gece bir sohbet sitesine girdim. Olacakları tahmin ediyordum. Birkaç kadına yazacaktım. Sonra onlar cevap vermeyecekti. Ben de daha fazla sıkılmış olarak sohbet sitesini terk edecektim. Bu hikaye de burada bitecekti, ki bu durumda yazılmamış olurdu. Eğer yazıyorsam, dikkatli bir okuyucu beklenmedik bir şeyler olduğunu şimdiden anlamıştır.

Kafa dengi biri olduğu yazdıklarından, kullandığı sözcüklerden ve ironi yeteneğinden belli olan bir kadın çıkmıştı karşıma. Sanal ortamlarda karşınızdakinin kadın olup olmadığından bile emin olamayabilirsiniz. Ben emin oluyorum. Kadın erkek ilişkileri üzerine biraz tecrübeniz varsa, karşınızdaki insanı yazdıklarından tanıyabiliyorsunuz. “Sanal alemde kimseye güven olmaz” lafı da bu yüzden geçerli değil benim için. Güvensizliğin kokusunu alabiliyorum.

Sohbet uzadı. Saat altıya geliyordu.
“Neden güneşin doğuşunu şarap içerek karşılamıyoruz ki?” diye sordum. Benim hissettiklerimi O’nun da hissettiğinden emindim.
“Bunun için gözlerimizi kapatmamız yeter mi?”
“Hayır, ben ciddiyim. Seni arabayla alırım, Cihangir Parkı’na gideriz ve şarap içerken muhabbet ederiz.”

Kabul edeceğini düşünmüyordum. Ama böyle anlarda kendi kendime varsayımlar yapmak yerine, teklifimi sunup gerçeklerle yüzleşmeyi daha makul buluyorum.

Önce biraz geçiştirdi. Bana güvenmediğini düşünmüştüm. Sonra ağzındaki baklayı çıkardı.
“Ben kırk iki yaşındayım.”

Bunu beklemiyordum. Olgunluğunu yazdıklarında hissedebiliyordum, ama aynı zamanda cıvıl cıvıldı. En fazla otuz olduğunu tahmin etmiştim.

“Benim için sorun değil.” dedim. Gerçekten de değildi. Evli de olsa önemsemezdim. Çünkü gerçekten kafamız uyuşmuştu ve O’nunla yüz yüze muhabbet etmek istiyordum. Seks aklımın ucundan geçmiyordu.

“Peki.” dedi. Gerçekten şaşırmıştım. Yarım saat sonra bana tarif ettiği yerde bekliyordu.

Arabaya bindi. Hiç kırk iki yaşında gibi görünmüyordu. Bunu O’na da söyleyecektim ama herkesin söylediği ve O’nun da bildiği şeylerle vakit kaybetmeye niyetim yoktu. Cihangir’e gidene kadar, sohbet sitesinde nasıl konuştuysak, aynen devam ettik. Tahmin ettiğim gibi, keyifli bir kaç saat beni bekliyordu. Karşımda oturmasını ve konuşurken mimiklerini görmeyi sabırsızlıkla bekliyordum. Gaza bastım.

Şarabımızı alıp banklardan birine oturduk. Yanılmamıştım. Aldığım keyif gittikçe artıyordu. Uzun zamandır ilk defa “Bu işin sonu yatağa gider mi?” diye düşünmeden sohbet ediyordum.

Saat sekiz olduğunda, “Benim iki saat sonra ofiste olmam gerek.” dedi. Çalıştığı turizm şirketinin küçük ofisinde Cumartesi günü on ikiye kadar durması gerekiyormuş. Patronları çoğunlukla gelmiyormuş ama yine de gitmesi gerekliymiş.

“Uykusuzsun, dayanabilecek misin?” diye sordum. Sanki yapabileceğim bir şey varmış gibi.
“Dayanırım.” dedi.

Ofisine bıraktım.

Beş dakika geçmemişti ki, beni aradı.

“Patronlar bugün gelmeyecekmiş. Bir kahve içmek ister misin?”

Uygun bir yere park ettim.

Üç masanın olduğu küçük ofiste bir de kanepe vardı. Kanepeye oturup kahvelerimizi yudumladık. Kahveler bitince kalktı. Jaluzileri kapattı.

Karşıma geçip soyundu. Gerçekten de kırk iki yaşında olamazdı bu kadın. Dolgun vücuduna bıraktım kendimi.



İkimiz de kanepede çırılçıplak sigara içerken, dayanamayıp sordum.

“Beni ofisine alacak kadar nasıl güvenebildin?”
“Hangi insana güvenip, hangilerine güvenemeyeceğimi anlayacak kadar çok şey yaşadım.”
Dudaklarına bir öpücük kondurdum.

Ertesi gün ülke dışına çıkmam gerekiyordu. Bir süre internet üzerinden konuştuk. Havadan sudan. Türkiye’ye döneceğim sırada tekrar yazdım.

“Erkek arkadaşımın izin vereceğini düşünmüyorum.” dedi.

Şaşırmıştım. Ofisinin kanepesinde birlikte olduğum, hayat filozofu olgun kadın gitmiş, yerine genç bir kız gelmişti sanki. Görüşmek istememesini anlıyordum. Ama sanki tapusunu başkasına vermiş gibi davranması...


Tatlı bir hatıra olarak kalmasıyla yetinmeliydim. En azından şimdilik.

12 yorum:

  1. Erotik edebiyat türündeki yazıları okumayı pek sevmiyorum. Bana kurulan cümleler çok mekanik geliyordu. Ama senin cümlelerinde verilmek istenen duyguyu hissettim, bu nedenle yazıların hoşuma gitti. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Bunu duymak gerçekten hoşuma gidiyor çünkü yapmaya çalıştığım şey tam olarak bu. Erotik edebiyatla sınırlı kalmayan, aynı zamanda kadın erkek ilişkilerine de dokunan, bunu üslupla da hissettiren öyküler üretmek istiyorum. Henüz yolun başındayken bu tür tepkiler almak beni fazlasıyla motive ediyor.

      Sil
  2. Erkek arkadaş vaov bunu beklemiyordum. Şu güvenilecek insanlarla güvenilmeyecek insanları ayırt etme yeteneği bende de olsa negzel olurdu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. karşındaki insanla ilgili inanmak istediklerin yerine soğuk gerçeklerle yüzleşmeyi ve duygularının etkisinde kalmadan değerlendirmeyi deneyerek başlayabilirsin :)

      Sil
  3. Sonu seni şaşırtmış olsa da beni çok fazla şaşırtmadı, çünkü bu kadar rahat davranabilen kadınlar aslında sahiplenmeyi arıyorlar gibi geliyor bana ve onları biri sahiplendiğinde kendilerini tamamen o kişiye adayabiliyorlar. Tabii bu sadece kendi benliklerinin tekrar su yüzüne çıkmasına kadar devam ediyor.

    Yani o kadın arar.
    Bir gün elbet arar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle çok haklısın! aynı insanın farklı karakterleriyle karşılaşmamızın sebebi de o iki karakter arasındaki gelgitler değil mi zaten genel olarak...

      Sil
  4. yaşanmışlığın insanlara güven için yeterli bir kriter olmadığını düşünüyorum.
    Sanırım fazla cesaretleymiş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaşanmışlıkların güven için yeterli olmadığına katılıyorum :) aynı zamanda yaşanmışlıkları değerlendirebilecek bir birikim ve zeka da gerekiyor bunun için. bu varsa, ihtiyaç duyulan tek şey cesaret olmuyor :)

      Sil
    2. birikim diyorsun zeka diyorsun evet.
      sonuçta yeni tanışılmış biri ve ortak bir paylaşım alanın gerçek hayatta olmadığı bir durum var.
      sanaldaki insan kendini olduğundan başka da gösteriyor olabilir, ki çoğu insanın öyle yaptığını düşünüyorum. belki de bu konuda o da tecrübelidir bilemedim, karışık mevzular :)

      Sil
    3. sana da olmaz mı? bazı insanların tek bir lafından ne mal olduğunu anlarsın, bazılarının da güvenilir insanlar olduğunu hissedersin. karşındakinin ne söyleyip söylemediğiyle çok da ilgili değildir bu...

      Sil
  5. hangi siteydi bu?

    YanıtlaSil