1 Mart 2015 Pazar

Çıplak Hikaye


Yanımda uzanıyordu. Çırılçıplak. Gözleri gözlerime değiyordu. Kayboluyordum. Yüzünde öyküler vardı. Geniş alnındaki taze çizgide ilk terk edilmeler... Göz altlarında dökülen yaşlar... Dudağının kıyısında hayata gülmeyi öğrenmiş bir kadının imzası... Ya da ben öyle sanıyordum. Tek bildiğim, yollarımızın bu otel odasında kesişmiş olduğuydu. Bir daha görüşür müydük, bilmiyordum. Susuyorduk. Yalnızca birbirimizi seyrediyorduk.



Bir şeyler söyleme korkuyordum. Parmak uçlarım konuşuyordu bazen. İnsan bedeninin sıcaklığını, teninin kusursuzluğunu yeniden keşfediyor, o küçük ama uçsuz bucaksız evrende kayboluyordum. Dokunduğum her nokta, gözümün önünde başka dünyalara açılan birer kapı gibi. Her saniye, yılların derinliğine meydan okuyordu...

Şimdiki zamanı yaşamaya başlıyoruz.

Bir kez daha alıyorum onu kucağıma. Saçlarının vücudumda dağılışı, bedeninin bedenime değişi karşısında yeniden sarhoş oluyorum.

“Aşk” diye fısıldıyorum, “böyle bir şey olsa gerek.”

O’nun en derininde, en derin duyguların tadına bakıyorum. Nefesini, saçlarını savuruşunu, inlemelerini yutuyorum, yuttukça gençleşiyorum. O da beni yutuyor, her hücresiyle.
Biraz sonra yeniden yorularak yanıma devriliyor ter içinde. Terleyince teni ayrı güzel oluyor. Dağılmış saçlarını toplamaya çalışıyor. “Bırak öyle kalsın” diyorum.

Ne garip, insanın sadece sevişirken kendisi gibi olduğunu düşünüyorum tam da bu anda.

“Birazdan gitmem gerekecek” diyor. Zamanı unuttuğumu fark ediyorum. Söyleyecek bir şey bulamıyorum. İnsan zamanın karşısında nasıl durabilir ki? Yaşamdan çaldığım birkaç saat ile avunuyorum yalnızca. Belki ben de zamanla birlikte akmayı öğrenebilirim bir gün.

Yataktan kalkıyor. Şiir gibi boylu boyunca ayakta duran vücudunu seyrediyorum O giyinirken.

Gelecek zamanı yaşamaya başlıyoruz.

Birazdan aramıza kıyafetleriyle parmaklıklar çekmiş olacak. Dudağıma bir öpücük konduracak avutmak için. Bir daha görüşecek miyiz, bilmeyeceğim. O, kapıdan çıkacak. Ben çırılçıplak kalacağım. Dünyanın geri kalanı gibi kendimi kandıracağım. “Aşk duygu işidir” diyeceğim, “Bu sadece tek gecelik bir ilişkiydi”.


Oysa yine de içten içe bileceğim ki, en derinlerdeki duygulara yalnızca böyle anlarda dokunabiliyor insan. Hesapsız ve sorgusuz, her şeyini paylaştığında... 

12 yorum:

  1. tüm gardlarını çıkardığında ya da dışarıdaki tüm sahte rollerini bıraktığında insan, hissedebiliyor tüm gerçek duyguları.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle... hep "zamana bırakmak lazım" deriz ya örneğin... bütün o zaman, böyle bir anı tekrar yakalayabilmek için aslında. bir nevi züğürt tesellisi.

      Sil
  2. İnsanın sadece sevişirken kendisi gibi olması çok iddialı ve hatalı bir önerme olmuş. En basitinden orgazm taklidi diye bir şey var. Ha, o sevişmek değil; seks diyebilirsiniz. Bu kişi sevişirken de bambaşka bir dünyada, bambaşka bir kişi olmuyor. Orada da çok iyi rol yapabilir, hatta bu işin büyük bir sektörü var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yanlış anlaşılmış... Tabii ki eğer samimi olunmazsa kendisi gibi olamaz insan. Benim kastettiğim bu değil ama... Karakter, kendi gibi olmaya çalışan insan. Zaten bu arayışta. Ama bu fırsatı yalnızca sevişirken buluyor.

      Seks ile sevişmek sözcükleri arasında da bir farklılık görmüyorum açıkçası. Sözcüklere kafamıza göre anlam yüklememek gerekir...

      Sil
    2. Üstelik bu bir öykü... Bir deneme ya da fikir yazısı değil. Karakter "o anda öyle düşünüyor", öyle hissediyor. Belki bir saat sonra bambaşka düşünüp bambaşka hissedecek. "Hayattan çaldığım birkaç saat" derken de, aslında kendi gerçekliğinden kaçışı kastediyor.

      Ayrıca kendisi de ekliyor zaten, "Ne garip" diye...

      Sil
    3. Haklısınız, dün zaten her şeye muhalefet olasım vardı zaten :)

      Sil
  3. Meçhul Yazar merhaba, yeni keşfettim burayı... :) Ben de beklerim, sevgiler... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşfettiğine değmiştir umarım :)
      Blogunu takibe aldım, ilk yorumumu bile yaptım hatta ;)

      Sil
    2. Trabzonlu musunuz?? :)

      Sil
    3. Hayır, ama her yörenin tatlarını ayrı ayrı seven birisiyim :)

      Sil
  4. :) bak mesela bu buluşma her hafta aynı gün aynı saatta olsun haftada bir derin dokunsunlar iyiböyle . bu son iki yazıdaki hayat iyi be :) her yörenin tatları ha haaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. deeptone, keyifli hissettirmesine sevindim :)
      her yörenin tadını bilmek gerek ;)

      Sil