2 Mart 2015 Pazartesi

"Beni De Yazacak Mısın?"

“Seninle sevişirim ama bir şartım var” dedi.

Afalladım. Çünkü yarım saattir seksle hiç alakası olmayan şeylerden konuşuyorduk. Hatta şartlı seks teklifinin hemen öncesinde, Kış Uykusu’nu henüz izlemediğinden bahsediyor, ben ise Nuri Bilge Ceylan’ı övüp mutlaka izlemesi gerektiğini söylüyordum. 

“Nasıl yani.” diyebildim.
“Ne yani, benimle sevişmek istemiyormuş gibi mi davranacaksın?”
“Hayır tabii ki.”
“O halde bunun için bir şartım var.”
“Dinliyorum.”
“Beni de blogunda yazacaksın.”

Bunu duyduktan sonra rahatladım. Beklediğimden kolay ve açıkçası sıkça karşılaştığım bir teklifti. İsimleri gizlemem koşuluyla elbette...




“Olur.” dedim.
Susarak gözlerimin içine derin derin ve imâlı baktı.
“Eğer teklifimi gerçekleştirirsen hemen arabana bindirip istediğin yere götürebilirsin beni.” diye devam etti.
“Teklifini gerçekleştirmek için sevişmemiz gerekmiyor mu?” Kafam karışmıştı.
“Hayır, gerekmiyor. Sevişmemizi değil, beni nasıl istediğini yazacaksın. Hemen şimdi, burda.”
Yaratıcılık süreci, ilham falan dememe kalmadı, çantasından bir kağıt ve kalem çıkarıp bana uzattı.
“Hiç konuşmadan seni seyredeceğim. Yazını bitirdikten sonra okuyacağım. Eğer beğenirsem, hemen kalkıp gideceğiz.”
“Yazacaklarımı da yapacak mıyız peki?”
“Sadece hoşuma gidenleri.”

Kabul ettim. Ama dikkatimi toplayamıyordum. Karşımda uslu uslu oturan, muhabbetin başından beri hiçbir imâda bulunmadan konuşan kadının bu ani çıkışı beni o kadar şaşırtmıştı ki, yeniden ve yeniden o anı yaşıyordum.
“Seninle sevişirim ama bir şartım var.”

Şartlara şurtlara gelebilen bir insan değilim esasında. Ama buluştuğumuzdan beri aklıyla, diliyle ve mimikleriyle beni etkilemişti. Onunla sevişmeyi gerçekten istiyordum. Üstelik fiziği de güzeldi. Ama onun gibi bir kadınla fiziği güzel olmasa da sevişebilirdim...

Kendimi zorladım. Yazacaklarım bitene kadar, iki kupa kahve ve dört sigara  içmiştim. Kısaydı ama etkileyici olduğunu düşünüyordum. Kağıdı O’na uzattım.

Bir sigara yaktı. Kahvesinden bir yudum aldı. Okumaya başladı. Okudukça etkilendiğini gösterecek bir belirti, bir dudak ısırışı, hiç olmadı bir kıpırtı bekliyordum. Ama yoktu... Yüzündeki donuk ifade devam ettikçe daha fazla geriliyor, sabırsızlanıyordum. En sonunda bitirdi. Gözlerimin içine bakarak sigarasından son nefesini çekti ve yüzüme üfledi. O anda, “Oldu bu iş” diye düşündüm. Sigarasını söndürdükten sonra tekrar yüzüme baktı.

“İyi yazmışsın, ama benim için yeterli değil. İkinci bir şansın daha var. Benim için blogunda yeterince iyi bir yazı yazarsan, sana tekrar ulaşırım. Şimdilik hoşçakal.”

Kalkıp gitti. Donakalmıştım. İlk şaşkınlığım geçtiğinde, “Seninle mi uğraşacağım!” demek geldi içimden. Ama sonra canlı mimiklerini, hayat dolu gülüşlerini, aklını ortaya seren tatlı dilini hatırladım. Kalkıp giderken bile çekici görünen bacakları ve kalçasını da...


Yazardım belki, kim bilir...

25 yorum:

  1. hah haaaa böyle böyle yazılıyor yani değil mi o romanlar filan da. bukowski çok yapmıştır bak böle siparişleri ha haa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sipariş üstüne roman yazılabileceğini sanmıyorum :) en azından ben yapamazdım. bukowski de pek sevmem zaten :)

      Sil
  2. hayır yani şöyle. kız tavlamak için çok öykü şiir yazılmıştır. sanat genelde erkeklerin kadın tavlamak için yaptıkları şeyler bütünü bir bakıma. süslü ama özü bu :) bana bir şiir yaz diyen beni yaz diyen kızdan bol bişi yok yaaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. biraz da para bulunmadan önceki ticarete benzemiyor mu? seninle sevişebileceğim ama sen karşılığında ne verebileceksin? bir nevi fahişelik, daha doğrusu,farkında olmadan, masumca yapılan fahişelik, ki bence bu kötü bir şey değil. en nihayetinde günlük hayatta farkında olmasak da bir çok şeyi karşılığı için yapıyoruz bilinçaltımızda. bu tür istekler bence, "kendini önemli görmek istiyorlar, bir yerlerde olmak istiyorlar" şeklinde etiketlenebilecek bir istek de değil aslında. yine daha masum, "acaba o benim hakkımda nasıl düşünüyor" ya da "acaba o benim hakkımda ne düşünüyor" sorularının cevabını almak istiyorlar daha çok. gerçi, masum olmasa dahi bence bir sakınca yok :)

      sanat erkeklerin kadını tavlamak için yaptığı bir şeydir sözüne hiç katılamayacağım ne yazık ki, biraz süslesek bile hala yanlış bir önerme. neden?

      birincisi, sanatın toplumsal yönünü gözardı ediyorsun, yani sanat sadece insan ilişkileri için, ya da insan ilişkilerinde prestij arayan birisinin yapacağı bir işmiş gibi... bence öyle değil ve bunlar istisna, üstelik değersiz de...
      ikincisi, cinsiyetçi bir bakış açısı. çok büyük kadın sanatçılar da var...

      Sil
    2. hepsinde haklısın ama pratikte öyle işte :)

      Sil
  3. örneğin, bizim ülkede sanat demek istanbul demek ve sanat dediğim gibi yapılıyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. istanbul'a baktığımızda farklı şeyler görüyoruz demek ki :)

      Sil
  4. hahaha hatuna bak ya. Tarzını sevdim ama hatunun. Bunu okuduysa üzerine birde sağlam şeyler yazarsan bence olur. Tabi hatun her seferinde çıta yükseltirse allah yardımcın olsun :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah ah, sen bi de bana sor :) çok uğraştırdı, bu bile fazla sanki...

      Sil
  5. Elde ne kızlar var yahu! :)
    Biz adamlara mesaj yazdırtamıyoruz, kız blog yazdırtıyor vay anasını.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin adamlar da pek bir hayırsızmış, tam bir melodram...

      Sil
    2. bende iş yok galiba.
      Bu devirde Türkan Şoray kurallarımla çok yannızım.:(

      Sil
    3. Yine öptürmedim dudaktan diyorsun... Belki öptürsen potansiyelinin farkına varırsın :)

      Sil
  6. kadınların kendilerine şiir yazılması yazıda bahsedilmesi merakının kökeninde ne var acaba :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acaba benim hakkımda ne düşünüyor, acaba nasıl hissetti, acaba beni yazsa nasıl yazardı... Belki de yüzlerine söylemediğimiz şeyleri duymak istiyorlar... :)

      Sil
  7. acaba benden nasıl kahraman yaratırdı filan :)
    erkekler demek ki yeteri kadar duygularını belli edemiyorlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bu biraz da bir oyun aslında... kameraya çekip sonra tekrar seyretmek gibi :)

      Sil
  8. hımm taktikler yanii.. anladım ben onuu:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. taktik deyince pek bir soğuk geldi kulağa :) "mutluluk oyunu" desek? :)

      Sil
    2. ama erkekler öyle taktikler yaparlar genelde. mesela oben budak'ın hayvan adlı kitabını okuduğumda adamın ordaki taktikleri, aşkı, kadınları algılayışı çok şaşırttı beni, yani tamamen güdüsel, kadınlar ise tamamen duygusal :)

      Sil
    3. açıkçası kadın erkek ilişkilerine "taktiksel" yaklaşmak çok samimiyetsiz geliyor bana. hissettiğin gibi yaşamak yerine aklında taktiklerin olması, yaşadığın anın içtenliğini de götürüyor. keyif alamıyorsun...

      Sil
  9. Valla hatuna bayıldım:))) Bu arada deep'e katılmadanda edemiyorum... Erkekler sanatı kız tavlamakta yüzde yüz kullanıyor;) Şiir, hikaye, müzik... Kız tavlamak için sanat yapmıyorlar ama bu konuda ki yeteneklerini her türlü kullanıyorlar... Belki kadınlar da kullanıyor bilmem ki:) Sevgiler...

    YanıtlaSil
  10. Hatundaki özgüvene hayran kaldım :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yalan söyliyim, ben de öyle :)

      Sil