7 Kasım 2014 Cuma

Güneye Giderken - 15

Sabah uyandığımızda Beyza çoktan gitmişti. Bir daha karşılaşıp karşılaşmayacağımızı bilmiyorduk. O isterse bizi bulurdu nasıl olsa. Kaldığımız oteli biliyordu.




Bugünü Akyaka koylarını gezmek için ayırmıştık. Otelin restoranında kahvaltımızı yaparken, gezi planımızı konuşuyorduk. Dün gece hakkında hiçbir söz etmedik. Ama Melis’in canlı gözlerinde, yaşadığı orgazmdan aldığı tadın hala devam ettiğini görebiliyordum.

Akyaka’ya gelmişken, Azmak Nehri’ni görmemek olmazdı. Tekne ile Azmak üstünde yol alırken, cam gibi berrak suyun saydam derinliği gözlerimizi alıyordu. Yüzmek için nehre atladığımızda, buz gibi su kalp atışlarımızı hızlandırdı. Sudan çıktığımızda, Melis’in soğuktan tüyleri diken diken olmuş, bütün bedeni çocuku bir titremeye kapılmıştı. Dönüş yolunda güneş ısınmamıza yardımcı oldu.

Günün geri kalanı da, başlangıç kadar iyiydi. Tekne turu ile gittiğimiz Akbük koyu ve Sedir Adası’nın eşsiz güzelliğinin tadını çıkardık. Geceye hazırlanmak için otele geldiğimizde hava kararmaya başlamış, bedenlerimizde tuzlu suyun ve güneşin tatlı yorgunluğu birikmişti. Ayrı ayrı duş yaptıktan üstümüze rahat giysiler alıp Akyaka sokaklarında yürümeye başladık.

“Sırada neresi var?” diye sordu Melis.
“Sevmedin mi yoksa burayı?”
“Sevmez olur muyum. Çok sevdim. Ama yeterince tadını çıkardık bence.”
“Haklısın. Dün geceden sonra yapacak pek bir şey kalmadı.”
Gülümsedi. “Aslında dün gece senin için pek aktif değildi, ama idare edersin artık. Bir sonrakinde telafi ederiz.”
“Ben halimden gayet memnundum” dedim. Biraz sessizlikten sonra, “Kaş’a gitmeye ne dersin?” diye sordum.
“Harika olur. Hakkında çok şey duydum ama hiç gitmedim. Ama Kaş kalabalık oluyormuş. Önceden rezervasyon yaptırmadık, yer bulabilir miyiz acaba?”
“Merak etme, bir arkadaşımın küçük bir oteli var. Orda boş yer olmasa bile boş olan bir otel bulur bize.”

Günün yorgunluğu üstümüzde olduğu için, geceyi fazla uzun tutmadık. Birer bira içtikten sonra odamıza çekildik. Sabah yola çıkmak üzere çantalarımızı hazırladık. Birbirimize sarılarak uyuduk. Tatile çıktığımızdan beri sevişmeden geçen ilk gecemizdi.

Sabah Melis’in çıplak vücudumda gezdirdiği dudaklarıyla uyandım. Dün gecenin acısını çıkartmak istiyordu. Sabah sertliğinin de etkisiyle, hızlıca ereksiyon olmuştum. Yarı uyur yarı uyanık, penisimin üstüne oturan Melis’in vücudunu okşarken buldum kendimi. Dağınık saçları kucağımda zıplarken savruluyor, penisimin başından köküne kadar inip kalkan vajinasına sarsılan göğüsleri eşlik ediyordu. İyice sırılsıklam olduktan sonra, penisimin köküne kadar oturup, zıplamadan ileri geri gidip gelmeye başladı. Hareketleri iyice sertleşmişti. Birkaç saniye sonra kasıklarımdan akan suyunu hissettim...




“Erken boşalma sorunun mu var yavrum senin” diye takıldım. İlk defa bu kadar hızlı boşalmıştı. Aynı zamanda pozisyon değiştirmeden seviştiğimiz ilk seksti. Birbirimize alıştığımız, seksi sıradanlaştırdığımız geçti aklımdan...

“Sabah yapınca böyle oluyor. Hem yola gideceğiz, şoförümüzü fazla yormayayım dedim” diyerek geçiştirdi.
Gülümsemekle yetindim. “Umarım öyledir” diye geçirdim içimden. Boşalmamıştım. Yine de O’nu devam etmesi için zorlamak istemedim. Kahvaltımızı yapıp yola koyulduk. 

Devam edecek...