5 Haziran 2014 Perşembe

Güneye Giderken - 9

Kısa uykunun ardından uyandığımızda, saat akşam sekize geliyordu. Gündüz gezmeleri ve denizin tadını çıkarmak ertesi güne kaldı. Ama bütün gece bizimdi. Üstümüze hafif bir şeyler giyip, Akyaka’nın tadına doyulmaz iklimini ciğerlerimize doldurmak üzere dışarı çıktık. Sahil yürüyüşü yaptığımız sırada, barlarda Akdeniz Akşamları tadına şarkılar çalındığını görünce, sakince içkilerimizi yudumlayabileceğimiz bir yere gitmeye karar verdik.

Ben buzsuz viskimi, Melis de Mojito’sunu içerken, bir süre sessizlik içinde etrafı seyrettik. Melis’te sevdiğim şeylerden biri de buydu... Kendimizi konuşmak zorunda hissetmiyorduk. Birlikte sessizliğin ve çalan müziğin tadını çıkarabiliyorduk çünkü. Birlikte susabiliyorsak ve bu bize keyif veriyorsa, daha ne olsun ki diye geçirdim içimden...



“Hiç dikkat ettin mi, insanlar sanki burda değil gibi.” dedi Melis, etrafındaki insanları seyrederken.
“Nasıl yani.”
“Nasıl anlatsam bilmiyorum. Sanki ânı yaşamıyorlar. Geçmişte ya da gelecekte bir yerlerde sıkışıp kalmış gibiler. Halbuki bütün bir sene, ya yaptıkları tatili anlatırlar ya da yapacakları tatili düşünürler.”
“Belki de ânın kendisinden bizim aldığımız keyfi alacak kadar şanslı değillerdir.”
“Bırak şimdi iltifat etmeyi.” dedi gülümseyerek. Ama bunun hoşuna gittiğini biliyordum. Devam etti. “O halde biz de bizim gibi yaşamayı bilen partnerler seçeriz kendimize.”

Tam o sırada, karşı masada, yüzü çok tanıdık gelen bir kadını gördüm. Benimle yaşıt olduğunu tahmin ettiğim kadının üstünde, Melis’inkine benzeyen kısa ve askılı bir elbise vardı. Beyaz teni, ince uzun bacaklarında, dekoltesinin saklayamadığı küçük ama biçimli göğüslerinde bütün çekiciliğiyle uzanıyordu. O anda, bu kadını nerden tanıdığımı bulmaya çalıştım.



“Yine gözlerin nerelere kaydı bakayım çapkın erkek.” diyerek bana takılan Melis’e durumu anlattım.
“Tanıdığına emin misin?” diye sordu.
“Evet, kesinlikle. Ama nerden tanıdığımı, aramızda ne geçtiğini, adını, hiçbir şeyi hatırlamıyorum. Sadece yüzü çok tanıdık geliyor ve daha önce tanıştığımıza eminim.”
“İlginç.”

Melis, başka kadınlarla ilgileniyor olmamı kıskanmazdı. Hatta bu tür şeyleri kendince oyuna çevirirdi, Handan’la yaptığımız gibi. Ama bu durum biraz keyfini kaçırmış gibiydi. Çünkü daha birkaç dakika önce söylediği, “aslında burada olmayan, ânı yaşamayan insanlar” tayfasına katılmıştım. Bu beni de rahatsız ediyordu. Ama elimde olmadan hafızamı zorlamaya, beyaz tenli kadının kim olduğunu hatırlamaya çalışıyordum. Sanki unutmama yardımcı olacakmış gibi, “İstersen başka bir mekana gidelim.” dedim.
“Hayır, bütün bir gece aklının burda kalmasını istemiyorum.” dedi. Sesinde sitem yoktu. “Merak ettim şu kadını.” diyerek arkasını dönüp kadına baktı. Kadını görmesiyle önüne dönmesi bir oldu.

“İnanmıyorum sana.”

“Ne oldu?”

Devam edecek...

5 yorum:

  1. sıradaki bölümü ilk defa bu kadar merakla bekleyeceğim.. kim bu kadın yaa ???

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hemen yazayım buraya da sıradakini merakla bekleme dememi mi istiyorsun? :) tamam, söylüyorum... Kral Joffrey ölecek, katil Lord Baelish :)

      Sil
    2. o geçen bölüm oldu ya :( tyrion lannisterın akıbetini merak ediyorum bu sıralar;)

      Sil
  2. Muhabbet "Kim ulan bu Erol Egemen" e dönmediği sürece sorun yok :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Erol Egemen'in de kim olduğunu açıklayacağım. O iş bende :)

      Sil