3 Mayıs 2013 Cuma

Isınan Akşam - 1


Ilık bir akşamdı. Güneş, süt beyazı tenleri kızıla boyayarak batmaya başlamıştı. Havada fısıldayan rüzgar güneşe eşlik ediyor, kadınların saçlarını dalgalandırıyordu. Böyle zamanlarda, kanat takmış gibi hafif ve sekerek yürüyen kadınlar çok daha göz alıcı olurdu. Bel kıvrımlarını saran dar elbiseleri, görsel bir şölen sunmak için, dizlerin üstüne bile gelmeden sözü bırakır, onların bıraktığı yerden bacaklar devam ederdi.

Bu anlarda, doğanın el birliği etmiş gibi insanlara hediye sunduğunu düşünürdüm. Nerden geldiği belli olmayan deniz kokusu, yemyeşil ağaçlar, çiçek kokuları ve bunlara eşlik eden güzel kadınlar, usta bir ressamın elinden çıkmış büyülü tablolara dönüşürdü. Bana da bu eşsiz tablonun bir parçası olmak düşüyordu.

Üzerime fazla özenmeden aldığım giysilerle sokağa fırladım. Gözlerim arada sırada kadınların gözlerine takılıyor, karşılıklı gülümsüyorduk. Ama ayaküstü birilerini durduracak da değildim. En azından bir iki kadeh içki içmeden...

O halde dedim kendi kendime, adres belli. Önce bir duble viski içilecek (Chivas Regal olması şartıyla), sonra volta atılmaya devam edilecek. Biraz gevşemiş bir bedenin bu tablodan alacağı zevk çok daha fazla olacaktı.

Blues çalan bir bara girdim. Viski söyledim. Yanına da fındık. Saat henüz erken olduğu için, yan çaprazımda oturan iki kadın dışında pek müşteri yoktu. Kadınlar yirmili yaşlarındaydı. Sade ve taze güzellikleri ilgimi çekti. Onların da göz ucuyla bana sıcak bakışlar attığını görünce, kadehimi onlara doğru kaldırdım. Karşılık verdiler. İlk yudumun ardından, çalan şarkıya fısıldayarak eşlik etmeye başladım. Bu sırada kaçamak bakışlarla kadınları süzüyor, ama karşılıklı kadeh kaldırmamıza pişman etmemek için bakışlarımı fazla üstelemiyordum. Hem belki de birilerini bekliyorlardı.

İlk kadehimi bitirdiğimde, tekrar volta atmanın vakti geldi diye düşündüm. Hesabı istemek için hazırlanırken, kadınlardan kızıl saçlı olanıyla bakışlarımız tekrar birbirine değdi. Çivilenmiş gibi yerimde kaldım. Bir viski daha istedim. Onlar bira içiyordu. Garsonu çağırıp, hanımefendilere tekila shot ikram etmesini söyledim.

Gülümseyerek tekilalarını içen iki kadından kızıl olanı, şarkı arası sessizliğinde bana dönerek:

 “Teşekkür ederiz.” dedi.
“Rica ederim.” diye cevapladım.
“Yalnızsınız sanırım, böyle buyrun isterseniz.” diye getirdi devamını.
Gülümseyerek yerimden kalktım. Kendimi tanıştırdım. Kızıl saçlı olan, “Ben Canan, arkadaşım Melis.” dedi.
Yüzüme oturan sıcak gülümsemeyle, “Memnun oldum.” dedim.
“Ben birazdan kalkacaktım. Arkadaşımın yalnız kalmasına gönlüm el vermedi.” dedi Melis, gülümseyerek. 

Gülüşünün altında hınzır bir ifade görmüştüm. Ama Canan da, yani kızıl saçlı kadın da durumdan şikayetçi gibi durmuyordu. Aynı gülümseme onun da suratına yayılmıştı.

“O halde, tanışmamıza!” diyerek kadehimi kaldırdım.

Devam edecek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder