29 Kasım 2012 Perşembe

Sanal ve Gerçek - 8 (Final)


Sigaralarımız bitene kadar sadece birbirimizi seyrettik. Yüzünde biraz mahçup, biraz utangaç bir ifade vardı. Ama yaptıklarımızdan pişman olmadığını anlayabiliyordum. Çünkü birlikte aldığımız keyif, eğer pişmanlık olsaydı bile üzerini örtebilecek kadar güzeldi. Üstelik, pişman olacak ne vardı ki? Bu yaptığımız, insanî ve doğal hislerimizin dışavurumuydu. Tek başımıza yaptığımız şeyleri birlikte yapmaktan fazlası değildi... Heyecanımızı birbirimizle paylaşmış, bunda sakınca görmemiştik. Yakın hissediyorduk birbirimizi. Bunun için nedenlere de ihtiyacımız yoktu.
Birer kadeh içki daha doldurduk. O votka, ben viski...

“Gerçekten söylediğin gibiymiş.” dedi.
“Nasıl yani.” diye sordum.
“Farklı bir şey. Sevişmek ile kıyaslanamaz tabii ki. Ama mastürbasyon ile de kıyaslanamaz. Bambaşka bir tadı ve keyfi var.”
“Teveccühünüz hanımefendi.” diyerek gülümsedim.
“Hemen üstüne alın zaten.”
“Alınırım tabii. Herhangi biriyle yaptığında bu kadar keyif alabileceğini mi zannediyorsun?”
“Bilmiyorum.”
“Emin ellerdeydin. Bunu unutma.” dedim, göz kırparak.

İçkilerimizi bitirdikten sonra yatma vakti gelmişti.

“Her şey için teşekkür ederim.” dedi.
“Saçmalama.” diye cevapladım. “Ne demiş Cemal Süreya.”
“Ne demiş?”
“Ne günah işlediysek yarı yarıya...”
“Ne günah işlediysek yarı yarıya...” diye tekrarladı.
“Tatlı rüyalar.” dedim.
“Tatlı rüyalar.” diye karşılık verdi.

O geceden sonra, bunu defalarca tekrarladık. Her seferinde farklı şeyler deniyor, her seferinde ilk defa yapıyormuş gibi tatmin oluyorduk. Belki de ilişkimizin en sevdiğimiz tarafı, birbirimizi hiç yargılamamaktı. İstediklerimizi yapıyor ve birbirimizi mutlu ediyorduk. Üstelik O’nun ağzından hiçbir zaman, “Sadece cinsellik yaşıyoruz.” şikayetini duymadım. Çünkü sadece cinsellik yaşasak da, yaşadığımız şey sadece cinsellik değildi... İkimiz de bunu biliyorduk.

Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum...

“Yaşadıklarımız bana çok keyif veriyor. Ama aldığım bu keyif artık vicdan azabına dönüştü. Çünkü hayatımdaki erkeğe karşı suç işliyormuş gibi hissediyorum.” dedi.

Söyleyebilecek bir şeyim yoktu. O’nu yargılayamaz ya da kararından döndürmeye çalışamazdım. Tartışarak üstesinden gelinecek bir durum da değildi, tıpkı cinsel isteklerimizi beyin gücüyle bastıramayacağımız gibi... Yine de kısa bir ayrılık seramonisi olmadan olmazdı. Birer kadeh içkilerimiz bitene kadar konuştuk. Sonra;

“Pekala.” dedim. “Seni özleyeceğim. Kendine iyi bak.”
“Hoşçakal.” dedi.
“Hoşçakal.” dedim.

13 yorum:

  1. Bu hoscakallar ve gercekler olmak zorunda miydi? Neden boyle bir son.bence bu kadar paylasimdan sonra kuru bir hoscakal olmamaliydi.ama dewam takipteyim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her öykü biraz yarım kalır. Biraz yarım, biraz tam. Hoşçakal denmeliydi, çünkü tamamlanmalıydı. Ama kuru bir hoşçakal, çünkü gelecekte karakterlerin devam edip etmeyeceği hala bir muamma... Kesin ayrılıklar söz konusu olamaz ki. Bunun yanında, esas tadın gerçeklerden gelebileceğini düşünüyorum. Çünkü "kaybetme" fikri olmadan, yaşanılan şeylerin değerini bilmek çok güç...

      Sil
  2. Bunu diyorum kaybetme olmamaliydi.aslinda kazanilmislik varken neden kaybetme.onlar hep olmali birbirinde.iste bu yuzden kuru kuru hoscakal cok yavan geldi.bu sekilde veda yada ayrilik bu iliskiye bu payladimlarina yakismadi.

    YanıtlaSil
  3. Ben demiştim.. Biteceği belliydi. Yazar birkaç ay sonra kızı hortlatacak. Beklemede kalın...

    YanıtlaSil
  4. sanal paylaşım sanal olarak kaldı eveet :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aslında sanalda da gerçekliği ve samimiyeti hissedebileceğimizi sorgulamak istemiştim, o yüzden ironik bir biçimde "sanal ve gerçek" başlığını kullanmayı tercih ettim. "gerçek" olanları diğer öykülerde bulabileceğini biliyorsun ama :)

      Sil
    2. sanaldan gerçek hislere, duyumlara ulaşılabilir tabii

      pekii ötekileri de sonra okuyacağım bayağı öykü varmış :)

      Sil
    3. umarım diğerlerini okumak için yeterince "motive" etmiştir bu öykü seni :)

      ilginden fazlasıyla memnunum, seni buralarda sık sık görebilirim umarım...

      Sil
    4. anlatım tarzın iyi,
      gelirim gelirim :))

      Sil
  5. Yeni hikâye gelse de havamız mı değişse? (:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni hikaye hangi havada olsun? :)

      Sil
    2. Yazara hava önermek ne haddimize? O en iyisini yazar (:

      Sil