26 Kasım 2012 Pazartesi

Sanal ve Gerçek - 5


“Nasıl başlayacağız?” diye sordu.
“Bilgisayarı alıp yatağına geç.” dedim. “Yanına deodorant şişesi ve fırça tarak da al.”
“Peki.”
“Bebek yağın var mı?”
“Evet. Onu da mı getireyim?”
“Evet.”
Bilgisayarını yatağın üstüne bıraktı. Biraz sonra geldiğinde, ellerindekileri yatağın yanındaki komodine koydu. Askılısının altında, kısa şortun açıkta bıraktığı bacaklarını görebiliyordum.
“Nasıl hissediyorsun?” diye sordum.
“Merak ediyorum. Biraz da heyecanlıyım.”
“Islak mısın?”
“Henüz değil sanırım.”
Nefes alış verişlerinin düzensizleştiğini inip kalkan göğüslerinden anlayabiliyordum.
“Sütyenini çıkar.” dedim. “Kendini daha rahat hissedersin.”

Hiç cevap vermeden dediğimi yaptı. Heyecanının arttığını yüzünden okuyabiliyordum. Sertleşmiş göğüs uçları askılısının altından kendini belli ediyordu. Ben de yatağıma uzanmış, gömleğimin birkaç düğmesini açmıştım.

“Kafanı geriye at. Ellerini içinden geldiği gibi vücudunda dolaştırmaya başla. Boynundan omuzlarına, göğüslerine, beline ve göbeğine götür yavaş yavaş. Göbeğinden de kalçalarına ve bacaklarına... Unutma, benim dokunuşlarım onlar...” O söylediklerimi yapıyor, ben yönlendirmeye devam ediyordum. “Dudaklarını ıslatarak em. Bir taraftan da yavaş yavaş omuzlarını okşayarak askılarını indir. Ama göğüslerin hemen açılmasın. Askılarını indirdiğinde göğüslerini kollarının arasına sıkıştır önce. Sonra yavaş yavaş avuçlarınla okşayarak aç. Göğüslerini avuçlarına al. Önce hafifçe, sonra sertçe okşamaya başla. Göğüs uçlarının etrafında parmaklarınla gez.”

 Elleri teninde dolaşırken bedeni hafifçe kıvrılıyordu. Havaya girmişti. Kızaran yüzünden ve tutkulu bakışlarından hissedebiliyordum bunu. Sadece benim bedenimi değil, kendi bedenini de seyrettiğini biliyordum. Kadınlığını sergileyerek beni etkilemenin keyfini yaşamaya başlamıştı.

“Askılıdan kurtul.” dedim. Üstündekini çıkarttı. “Şimdi dirseklerinin üstünde yüzüstü uzan. Bilgisayar karşında olsun. Göğüs uçlarını yatağa sürterek dirseklerinin üstünde ileri geri gidip gel.” Yüzü ve dudaklarını ısırışı çok daha tutkulu görünüyordu artık. Gidip geldikçe saçlarını savuruyor, bakışlarını bana dikiyordu. Gittikçe daha da hızlandı. Yüzü gülüyordu.

“Şortunu çıkar.” dedim. “Kilodun kalsın. Tekrar sırtüstü uzan. Bebek yağını vücuduna dökerek kendini okşa. Teninin daha hassas olmasını sağlayacak.”

Vajinasının ıslak olup olmadığını sormaya bile gerek duymadım. Beden dili her şeyi ele veriyordu. Ama daha yeni başlıyorduk.

Devam edecek... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder