23 Kasım 2012 Cuma

Sanal ve Gerçek - 2


Akşam sekizdi. İş çıkışında dışarda yemek yemiş, eve yeni gelmiştim. Gelir gelmez de duşa girdim. Vücudumdan süzülen su damlalarıyla birlikte günün yorgunluğunu attım. Leonard Cohen’in kadife sesini dinlerken, kendime koyu bir filtre kahve yaptım. Berjer koltuğa kurulup bilgisayarımı açtım.

“Oooo, kimler gelmiş. Yine alemlerdeydiniz herhalde beyefendi.” diye takıldı selam verirken.
“Akşam sekizlere kadar o bar senin bu bar benim dolaştım evet.
“Çoluğun çocuğun rızkını karıyla kızla yedin değil mi yine, boyu devrilesice.”
“Sus be kadın!”
“Tamam bey.”
“O değil de, bu akşam ne içiyoruz?”
“Kendime votka aldım.”
“Madem sert gidiyoruz bu gece, viskiyle devam ederim ben.”
“Yanında ne alırdınız beyefendi.”
“Seni. Kamera aç hadi.”

Kamera açıldığında, yeni yeni alışmaya başladığım kıvırcık siyah saçları, büyük kahverengi gözleri, beyaz teninin üstündeki dolgun kırmızı dudakları karşımdaydı artık. Üstündeki ince askılı omuzlarını açık bırakıyor ama göğüslerinin hemen üstünde bitiyordu.

“Daha önce söylemiş miydim? Sana bıyık yakışıyor.” dedi. O anda, benim O’nu seyrettiğim gibi, O’nun da beni hoşlanarak seyrettiğini anladım.
“Ama bıyıksız halimi görmedin ki.”
“Aaa, öküze bak, iltifat ediyoruz, kadın gibi işi yokuşa sürüyor.”
“Nedir senin dırdırından çektiğim be kadın!”
“Nedir?
“Ne nedir?”
“Hiç, naber, nasılsın diyordum. Nerde kalmıştık?”
İkimiz de gülümsüyorduk, ben bıyıkaltından, O dudak kenarından. Gülümsediğinde, belli belirsiz kıvrılan göz kenarları hoşuma gidiyordu.

“Kendime viski dolduracaktım.”
“Onu demiyorum yahu, geçen gün beni daha yakından tanımaktan bahsediyordun ya.”
“Hmm. Evet.”
“E hadi.”
“Ne hadi?”
“Ne istiyorsan sor.”

Normal koşullarda, yaşayarak öğrenmek çok daha çekiciydi. Ama bu şimdilik mümkün değildi. Dokunuşların ve kokunun eksikliğini, sesle, sözle ve görüntülerle giderebilirdik ancak. Onu basit soru cevaplarla sıkmak istemiyordum. Yine de sınırlarını keşfetmem gerekiyordu.

“Bakire olmadığını tahmin ediyorum...”
“E yani. Yirmi dört yaşındayım.”
“O halde bana yaşadığın en çılgın deneyimlerini anlat.”
“Peki, ama bir şartım var.”
“?”
“Hepsini, daha doğrusu aklıma gelenlerin hepsini tek seferde anlatacağım. Ve ardından sen de aynısını yapacaksın.”
“Anlaştık.”

Karşılıklı birer sigara yaktık. O yazmaya başlamadan önce, bir süre birbirimize baktık sadece.
“Pekâlâ.” dedi, “Başlıyorum.”

 Devam edecek...

12 yorum:

  1. cok merak ettim bu yaziyi bir bayanmi yoksa erkekmi yaziyor?

    YanıtlaSil
  2. bir erkek oldugunu dusunuyorummmmmmmm

    YanıtlaSil
  3. ops peki nasil karar verdin boyle bir hikaye yazmaya

    YanıtlaSil
  4. bir mahsuru yoksa soyleye bilirmisin?

    YanıtlaSil
  5. hımm sınırlar aşılıyor :)

    YanıtlaSil
  6. Al abi gene Kıvırcık saçlı hatun.
    tabi bütün ilgi onlara gitsin tabi tabi :p:p
    kiskaniyorm galiba Kıvırcık hatunlari :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. en sevdiğim okur, sırayla ve yorum yapa yapa okuyan okur :)
      senin de hikayeleri sevdiğin sonucunu çıkartıyorum bundan :)
      saç kıvrımlarından çok beden kıvrımları daha önemli değil mi sanki? ;)

      Sil
    2. Bazılarına yorum yapamadım.
      Bi an once okunmalı diye :)
      Senin bu yazıların altina yorum yapmak da yurek ister :))
      Ben hatunlarin hiç kıvrımlarna bakmadm bibildiğimm coğrafi kıvrımlar o oluyo mu :)))

      Sil
    3. Bazılarına yorum yapamadım.
      Bi an once okunmalı diye :)
      Senin bu yazıların altina yorum yapmak da yurek ister :))
      Ben hatunlarin hiç kıvrımlarna bakmadm bibildiğimm coğrafi kıvrımlar o oluyo mu :)))

      Sil
    4. Coğrafi kıvrımlara benzetebiliriz aslında evet... göğüs sinop burnu, kalça da tekirdağ desek, aradaki çukuru da bel olarak düşünebiliriz bak :)

      Yürek olsun, yürek iyidir... Korkarak ve kaçarak yaşanmıyor bu hayat ;)

      Sil