22 Kasım 2012 Perşembe

Sanal ve Gerçek - 1


Henüz yeni tanışmıştık. İnternet ortamında, sosyal medya sitelerinden birinde başlayan ilk sohbetimizin üstünden birkaç gün geçmişti. Neredeyse her akşam internette karşılaşıyor, havadan sudan sohbet ediyor, birbirimizi daha yakından tanıyorduk. Önce zekası ve içtenliği etkilemişti beni. Açık sözlülüğü, cesareti ve güzelliği de cabasıydı...

Laf arasında geçen buluşma fikri, farklı şehirlerde olduğumuz için askıya alınmıştı. Ama aynı şehirde olsaydık da, O’nun buluşmak isteyeceğinden emin değildim. İnternette sohbet etmek hoşuna gidiyordu. Sanal ortamda, daha önce yüz yüze görüşmediği bir adamın karşısında kendini daha rahat hissediyordu. İçinden gelen her şeyi paylaşıyor, onu yargılamayacağımı ya da etiketlemeyeceğimi biliyordu. Belki de cesareti burdan geliyordu.

Sevgilisi olup olmadığını bile sormamıştım. Birbirimizle sohbet etmekten keyif alıyor, hayatlarımızda biri olsa da bazı şeyleri paylaşmaya devam edeceğimizi biliyorduk. Bu ikimizin arasındaki sırdı. Çünkü paylaştığımız ve hakkında konuştuğumuz yazarlar, şairler, müzisyenler, yönetmenler birbirimize çok şey anlatıyordu. Aynı şekilde, yaşamdan tat alma yollarımız da benzerdi. Küçük ayrıntılardan mutluluk sebepleri çıkarabiliyorduk. Bu halimizle sanki yıllardır tanışıyor gibiydik.

Sohbete başladığımızda, konuşmayı geceyarısı bitiriyor ve geride bir iki kadeh şarap bırakmış oluyorduk.
Sesini duymama, kamerada O’nu görmeme rağmen, şimdiye kadar hiç cinsellik hakkında konuşmamıştık. Bunun nedeni cesaretsizlik ya da birbirimizin ne tepki vereceğini bilmemek değildi. Belki de sadece birbirimizi daha fazla istemeyi bekliyorduk.

O’nunla tekrar karşılaştığımızda bu konuyu açmanın tam sırası olduğunu düşündüm. Bir süre havadan sudan konuştuktan sonra, ağzımdaki baklayı çıkardım.

“Seni tanıyor olmak çok güzel. Üstelik tanıdıkça, daha fazla ve daha yakından tanımak istiyorum...”
“Benim için de öyle.”
“Ama seni bir kadın olarak da tanımak istiyorum. Yani dişiliğinle...”
“Engel olan mı var?” diye soruyordu gülümseyerek.
“Ben.”
“Enayisin o zaman.”
“Sanki haklısın.”
“O zaman istediğin her şeyi sorabilirsin. Zevklerimi, yaşadıklarımı, yaşamayı hayal ettiğim şeyleri, fantezilerimi... Biliyorsun, bu konuda sana karşı çekingen davranma gereği duymuyorum. Çünkü beni yargılayacak biri değilsin. Bunları konuşacağım sıradan birinin baktığı gibi bakmayacağını biliyorum bana. Rahatlığım burdan geliyor.”
“Yani seni ben rahatlatmış oluyorum.” dedim gülerek.
“İlla kendine pay çıkarmak istiyorsan, şöyle söyleyeyim. Rahatlığım senden geliyor evet.”

Cinselliğe dair önyargıların soğukluğunu aramızdan kaldırmıştık. O halde artık sansürün değil, karşılıklı rahat olmanın zamanıydı... İçimizden geldiği gibi...

Devam edecek...

13 yorum:

  1. Devami ilgimi cekicek gibi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. beklediğin gibi gidiyor mu? :)

      Sil
    2. Ewet gayet iyi.hisler seni sardikca kalemine kuvvet gelecek diye dusunuyorum.takipteyim

      Sil
    3. daha da önemlisi böyle paylaşımcı okuyucuların (olumlu ya da olumsuz farketmez) yorum ve destekleri motive ediyor beni. teşekkür ederim.

      Sil
  2. sanalda yaşanan duygular gerçekte de aynı paralellikte olacak mı bakalım :)

    YanıtlaSil
  3. Şuan görüyorum ki hatun dediğimiz varlık sen icin;
    Disiliği ayrı tutarsakk,
    Muhabbet edilesi bir varlık.
    Hatun kişisi İlgini bu şekilde ceker,
    Seni yataga disiligi ile atar.
    Bana öyle geldi sayın yazar aydınlatın beni.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle... Bunu "Beni De Yazacak Mısın?" okurken daha net görüp emin olursun... Bana inanmazsan yazdıklarıma inan :)

      En nihayetinde, muhabbet zekanın bir yansıması değil mi?

      Sil
  4. Kesinlikle zeka yansıması.
    Gene de dikkat et zeki olup salaga yatan hatun da boldur :)

    YanıtlaSil
  5. Kesinlikle zeka yansıması.
    Gene de dikkat et zeki olup salaga yatan hatun da boldur :)

    YanıtlaSil
  6. Kesinlikle zeka yansıması.
    Gene de dikkat et zeki olup salaga yatan hatun da boldur :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın... Ama o da anlaşılıyor ki zaten... Yine de oyun bozmamak için anlamazlıktan gelip oyunun tadını çıkarmasına izin vermek gerek :)
      Dinsizin hakkından imansız gelir :D

      Sil