18 Kasım 2012 Pazar

Buğday Ten Sarhoşluğu - 8


Bir süre penisimin tamamı ağzındayken bekledim. O dilini oynatıyor, ben zevkten inliyordum. Bir elimle kıvrılan vücudunda göğüslerini avuçlayarak tokatlarken, diğeriyle klitorisi üstünde daireler çiziyordum. Yavaşça kendimi geri çektim. Nefes nefeseydi. Yüzü, ağzından birikerek akan tükürüğüyle sırılsıklam olmuştu. Penisimle yanaklarına, dudaklarına darbeler indirdim.
“Ver onu bana!” diyordu arka arkaya. Önce öne eğilerek dilini penisimin baş kıvrımlarına sürtmesini sağladım. O bunu yaparken, ben de O’nun vajinasına küçük tokatlar vuruyordum. Her vuruşumda bacaklarını açıp kapatıyor, ayaklarından destek alarak belini kaldırıp indiriyordu.
Kalça kıvrımlarının belinde bittiği yerden tuttum bedenini. Baş aşağı duracak şekilde vajinası ağzıma gelecek kadar kaldırdım O’nu. Tek elimle belini kavradım. Diğer elimi de göğüslerine koydum. Yüzümü bacaklarının arasına gömerek dilimi ateş gibi yanan vajinasına sürttüm, içine sokarak hızlıca oynatmaya başladım. O ise ellerini kalçalarıma koyarak bana tutundu. Penisimin kıvrımlarında ıslak dilini hissedebiliyordum. Arada bir tükürüyor, yalıyor, avcuyla okşuyor ve tekrar yalamaya devam ediyordu. İkimiz de zevkten inliyor, nefes nefese birbirimize oral seks yapıyorduk. O arada bir penisimi ağzından çıkarıyor, “Yeter! Yatağa atıp becer beni artık!” diye inliyordu. O bunu söyledikçe ben saçlarından tutup kafasını penisime bastırıyordum.
Vajinası iyice ıslanmıştı. Klitorisine dilleyerek emmeye başladım. Kalçalarımda ve bacaklarında O’nun tırnaklarını hissediyordum. Üstümden yatağa attım. Saçlarından tutup çekerek yatağın kenarına getirip oturttum. Penisimi göğüslerinin arasına bıraktım.
Göğüslerini elleriyle sıkıştırdı. Ben gidip gelirken O da dilinin ucunu penisimin başına sürtüyor, göğüslerinin arasını tükürükleriyle ıslatıyordu. Biraz sonra saçlarını savurarak geriye attı. Başını kaldırdı. Gözlerinin içindeydim. Bir taraftan göğüslerinin arasında gidip gelirken, bir taraftan gözlerinin içine bakıyordum. Gözleri beni kendine çekiyor, derinliğine davet ediyordu. Gözlerimiz birbiriyle fısıldaşıyordu.
“Ben kadınım.” diye başlıyordu onunkiler. “Ne hanımefendi, ne hizmetçi ne de orospu. Kadınım. Kadınlığımı hissediyorum seninle.”
“Kadınlığını istiyorum.” diye cevaplıyordu benim gözlerim. “Ama sadece vajinanı, göğüslerini, kalçalarını, bacaklarını değil... Bedenlerimiz birleştiğinde kalp atışlarınla konuşmak, gözlerinin içinde kaybolmak, saçlarında yazılı hikayeyi okumak istiyorum.”
“Başka...”
“Seninle konuşmak ve seninle susmak istiyorum.”
“Yeter.” dedi gözleri. “Daha fazla gelececeği konuşmak, bugünü öldürür.”
“Kısa farları yakalım yani.”
“Aynen öyle. He bir de, gir artık içime!” dedi gözleri.
Ve sözleri, gözlerinin sözünü kesti. İnleyerek:
“Becer beni artık hadi!” dedi.
Boynuma tırnaklarını geçirip sırtüstü uzanırken beni kendine çekti. Bacaklarını belime doladı. Daha içine girmeden, vajinasının ateşini penisimin başında hissedebiliyordum...

Devam edecek...

3 yorum:

  1. Bu kadın değil bence. Bildiğin travesti.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bir daha kontrol ettim sen böyle deyince... yok yok, travesti değil, kadın ;)

      Sil
  2. Nerden anlıyorsunuz?

    YanıtlaSil