16 Kasım 2012 Cuma

Buğday Ten Sarhoşluğu - 6


Karşımda çırılçıplak, öylece dikiliyordu. Gözleri gözlerimin içindeydi. Kendini kontrol edebilmek için, az önce yaptığım oral seksin etkisinden çıkmayı bekliyordu. Yavaş yavaş oturduğum sandalyeye yaklaştı. Bir bacağını kaldırarak sandalyeye dayadı. Bileklerinden kasıklarına kadar bacağını okşadı. Aynı şeyi yapmak üzere elimi uzattığımda, bacağını çekti. Kafasını iki yana doğru sallayarak, “Hayır!” dedi. “Ben neye izin verirsem o kadar...”
Arkasını döndü. Kumral saçları kıvrımlı beline kadar düşüyor, belinin altında ise dolgun kalçaları ve pürüzsüz bacakları uzanıyordu. Müzikçaların olduğu köşeye gitti. CD’lere göz gezdirdi. Bir tanesini seçti. Kulağıma, Marilyn Monroe’nun sesinden, “Teach Me Tiger” çalınıyordu. Yavaş yavaş müzik eşliğinde salınarak bana yaklaşmaya başladı. Önümde durdu.
İki eliyle göğüslerini avuçlayarak öne doğru eğildi. Saçlarını savurarak yüzüme çarptı. Elimi eline alıp, göbeğine koydu. Yavaş yavaş yukarı çıkardı. Göğsünü avcumda hissedebiliyordum. Yukarı çıkarmaya devam etti. Parmaklarımı dudaklarının arasına aldı. Bir taraftan emiyor, bir taraftan ısırıyordu.
“Yaslan arkana.” dedi. Gömleğimin düğmelerini yavaş yavaş, vücudumu okşayarak çözmeye başladı. Bir taraftan dilinin ucunu beni çıldırtmak için dudaklarımın üstünde gezdiriyor, ama onu öpmeye çalıştığımda hemen kendini geri çekiyordu.
Gömleğimi çıkardığında bir kez daha arkasını döndü. Bu sefer dolgun ve biçimli kalçalarını kucağıma bıraktı. Penisimi pantolonumun üstünden kalçalarının arasına sürttü.
Ellerimi istemsiz biçimde kalçalarına götürdüm. Tekrar geriye çekildi.
“Uslu dur!” dedi. Yakınlardaki sandalyenin birinde asılı duran iki kravatımı alarak iki elimi de sandalyenin kolçaklarına bağladı. Önümzde diz çökerek penisimi okşamaya başladı. Bir taraftan penisimi avuçlarken, diğer taraftan yavaş yavaş kemerimi, pantolonumun düğmelerini çözdü. Boxer ile birlikte pantolonumdan kurtardı beni. Ellerini kasıklarımda dolaştırmaya başladı. Durdu. Doğrularak;
“Mutfak ne tarafta?” diye sordu. Gösterdim. Biraz sonra elinde çikolata sosuyla çıkıp geldi. Önce ağzına döktü. Ağzında ıslattığı çikolata sosunun çenesinden göğüslerine doğru akmasına izin verdi. Bana yaklaştı. “Em!” dedi. Ben çikolata sosuna bulanmış göğüslerini yalayarak göğüs uçlarını emdikçe, o ağzında ıslattığı çikolata sosunu göğüslerine, göğüslerinin arasından göbeğine akıtıyordu. Vücudundaki bütün sosu yaladım.
Ellerini göğsüme koyarak beni tekrar sandalyeye dayadı. Sosu penisimin başına dökerek kasıklarıma kadar akmasına izin verdi. Dilini sosun aktığı kasıklarımda, testislerimde ve penisimin üstünde dolaştırırken bi taraftan sosu emiyor, bir taraftan ağzında tekrar ıslatarak penisimin başı üstünden akıtıyordu.
En sonunda damarlarına kadar kabarmış penisimin başını dudakları arasına aldı. Önce sadece başını ağzına sokup çıkarıyor, dudaklarının kenarında biriken tükürüğünün penisim boyunca akmasına izin veriyordu. Sonra onları en dipten diliyle yalayarak tekrar yukarı çıkarıyor, bu sefer koca penisimi köküne kadar ağzına almak için kendini zorluyordu.
Başını yukarı kaldırdı. Ağzında ıslanarak dudaklarına bulaşmış çikolata sosu çenesinden akarken, kollarımı bağlayan kravatları çözdü.
“Ağzıma aldığımda kafamı bastır! Zorla beni!” dedi.
“Bunu yapmak zorunda değilsin.” diye cevapladım.
“Zorunda olduğum için mi yapıyorum sanıyorsun?” diye sordu başı dik bir şekilde, “Hem öyle olsa bile sana borçlu kalmayı sevmem!”

Devam edecek...

10 yorum:

  1. guzel sunum..kaliteli bir yazi serisi begendim..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim... takibini bekliyorum o halde ;)

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  2. bu borçlu kalma durumunu sevmedim. devamlı dile getiriliyor. zorunda olduğu için yapmıyor ama biraz borçlu olduğu için yapıyor. bu bir karşılık durumu değil, tutkuyu tamamen eritmişsin bu cümleyle. olmamış.

    eksici.
    anladın sen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tutku doğal ve kendiliğindendir. tutku ve bilinç gelgitleri ise çok daha karmaşık bir diyalektiğe sahip. kahramanlar, bu gelgitte hem tutkularını ortaya seriyor, hem de onları kontrol etmeye çalışıyorlar. kontrol etme yöntemlerinden biri de, katıksız tutku yerine işin içine biraz oyun katmak. "Karşılık" ironisini de bu oyuna vurgu yapmak için kullandım. Buğday Ten Sarhoşluğu - 1'in sonunda da aynı duruma vurgu yapmıştım ("dikkatli bir sürücü müsün?" diyaloğu ile). "Oyun" kavramına Buğday Ten Sarhoşluğu - 7'da daha ayrıntılı olarak değineceğim bu akşam.
      Bunların ötesinde, ince eleştirin için teşekkür ederim. Ama eskiciyi anlamadım ben :)

      Sil
  3. Sen de beni bir türlü tanıyamadın gitti. Daha da bir şey söylemiyorum sana. Eyvallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mahçup oldum...
      ama yine de istiyorsan tanıtmak ya da hatırlatmak senin elinde...

      Sil
  4. Edepsiz hatun gibi görünmek istemem deee ::p
    ohaaa yani.
    Erotik roman mı peh yani.
    Ne diyim sanırım serviste okumak akıllıca değildi. :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aaa, erotik hikaye okumak edepsizlik mi oluyor yani? teessüf ederim hanımefendi :p
      umarım hoşlanmışsındır, ayrıntılı yorumlarını da bekliyorum :)
      hem dışardan nasıl göründüğümüzü de bu kadar kafaya takmayalım ;)

      Sil