15 Kasım 2012 Perşembe

Buğday Ten Sarhoşluğu - 5


İyi gidiyorduk. Ama yine de şimdiye kadar yeni bir şey yoktu. Yaratıcılığımla tecrübelerimi birleştirmeli, devamını sıradışı kılmalıydım.
İhtiyacım olan koltuk ve sallanan sandalye salondaydı. O’nu oraya götürürken bile arayı soğutmamalıydım.
O’nu üstümden atarak ayağa kalktım. Sırtı bedenime gelecek şekilde, bacaklarından tutarak başaşağı kaldırdım. Bacaklarını dizlerinden kırarak omuzlarıma oturttum. Dilimi vajinasına gömerek yalamaya başladım içini. Bu sırada salona yürüyebiliyordum.
Salona geldiğimizde kendimi koltuğa attım. Onu ise ellerinden tutup yönlendirmem gerekiyordu.
“Koltuğun üstüne çık.” dedim.
“Nasıl?”
“Koltuğun üstüne çık. Yüzün bana dönük olsun. Dizlerini kırıp bacaklarını koltuğun tepesinden arkaya doğru salla. Omuzlarıma tutun.”
Dediklerimi yaptı. Kalçalarından tutarak onu destekledim. Başım bacaklarının arasında, dilim vajinasındayken, kendini istediği gibi sallandırabiliyor, vajinasını istediği kadar ıslak ve ateşli yalatabiliyordu. İnlemelerinden hoşuna gittiğini anlıyordum, aynı zamanda ıslaklığından da... Vücudu dilimin verdiği zevkle kıvrılıyor, saçları savruluyordu.
Şaşırtmaya devam etmeliydim. Pozisyonumuzu hiç bozmadım. Kalçalarından tutup ayağa kalktım. Bacakları hala omzumdayken, O’nu sallanan sandalyeye oturttum. Saçlarımdan tutarak dilimi vajinasına bastırıyor, bi taraftan da sandalyeyi sallıyordu.
Ellerimi, gömleğinin açık düğmelerinden, sütyenlerine baş kaldırarak taşmış göğüslerine götürdüm. Dolgun göğüslerinin sertleşmiş uçları avuçlarımda hissedilebiliyordu. Sertçe avuçlayarak sallanmasına yardımcı oluyordum.
O ise ellerini saçlarımdan çekti. Gömleğinin düğmelerini hızlıca çözdü. Sütyenini çıkardı. Artık göğüsleri özgürdü.
“Bana bak!” dedi. Bacaklarının arasındaki kafamı kaldırdım.
Öne doğru eğilmiş, saçlarını yüzüme dökmüştü.
“Gel buraya.” diye devamını getirdi, tırnaklarını omuzlarıma geçirip beni kendine çekerek. Kafasını geriye atıp vücudunu esneterek beni göğüs uçlarına çekti. Önce sadece dilimle göğüslerinin etrafında daireler çizdim. Sonra, dilimi bastıra bastıra yalamaya başladım.
“Evet!” diye inliyordu.
Göğüs uçlarından birini dudaklarımın arasına alıp emmeye başladım. Bir taraftan da ağzımın içinde dilimi sürtebiliyordum.
“Bana bak!” dedi tekrar. “Beni borçlandırıyorsun kendine. Otur şu sandalyeye ve kendini bana bırak!”
Karşılığı fazlasıyla almaya gelmişti sıra...

Devam edecek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder