13 Kasım 2012 Salı

Buğday Ten Sarhoşluğu - 3


Bütün kadınlığıyla karşımdaydı. Elinde viski kadehi, bacak bacak üstüne atmıştı. Ayakkabısını ayak parmaklarının ucunda sallıyordu. Dağılmış saçları gömleğinden göğüslerinin arasına girmişti.
“Ne düşünüyorsun?” diye sordu.
Kendimi o kadar kaptırmıştım ki, ne düşündüğümün farkında değildim.
“Beni nasıl becereceğini mi?” diye üsteledi.
“Becermeden önce plan mı yapmalıyım?” dedim, topu ona atarak.
“Yapsan da avcunu yalarsın zaten. Şaşırtmayı severim.”
“Şaşırmaktan şikayet edecek birine mi benziyorum dışardan?”
Kırmızı dudaklarında sıcak bir tebessüm yayıldı.
“Seyretmeyi seviyordun değil mi?” diye sordu, kamera maceralarımızı hatırlatırcasına.
Hafifçe gülerek kafamı salladım.
“Arkana yaslan o halde.” dedi ve gülümseyerek ekledi: “He bir de, bacaklarını aç, rahatlasın biraz.”
Sırtını koltuğa yasladı. Saçlarını savurarak başını geriye attı. İşaret parmağını viski kadehinin içine soktuktan sonra, dudaklarının arasına götürerek emmeye başladı. Emdiği parmağından damlayan tükürük, çenesinden göğüslerinin arasına akarak buğday tenini ıslattı.
Bacaklarını açıp benim oturduğum koltuğa dayadı. Transparan siyah tangasına kadar bacaklarını görebiliyordum. Dizlerini birleştirip bakışlarımı göğüslerine kaydırdı. Kafasını öne atarak bana doğru eğildi. İki kolunun arasına sıkıştırdığı göğüsleri, sütyeninden taşacak kadar dolgunlaşmıştı. Gömleğinin bir düğmesini daha açtı. Tekrar kafasını geriye attı. Bu sefer, iki elini kalçalarından beline kadar götürürken, gömleğini göbeğinin üstüne kadar sıyırdı.
Ellerim, sanki onları ben kontrol etmiyormuşçasına beline gitti. Ellerimi tutup kasıklarıma bıraktı.
“Sabırsız olmak yok!” dedi. Ayağa kalkarak bana doğru yaklaştı. Saçlarını yüzüme bıraktı. Sonra  yavaş yavaş saç tellerini boynumdan göğüslerime indirdi. Önümde diz çökerek, pantolonumun üstünden kasıklarıma dokunmaya başladı. Bir eliyle sertleşmiş penisimi, diğer eliyle testislerimi avuçladı. Kafasını bacaklarımın arasına sokarak, nefesinin sıcaklığını penisimin başında hissettirdi.
Tekrar ayağa kalkıp arkasını döndü. Bacaklarına koyduğu elleriyle eteğini kalçalarının üstüne kadar sıyırdı. Kalçalarını kucağıma bırakıp sürtmeye başladı. Ellerimi belinin kıvrımlarına koyup vücudunu daha çok bastırdım kendime.
Yüzünü dönüp bacaklarını açarak kucağıma oturdu. Boynuma eğilerek kulak mememi emmeye, hafifçe dişlemeye başladı.
“Şimdi yatak odana gidebiliriz!” diye fısıldadı.
Kalçalarını avuçlayarak kucakladım. Odaya doğru öpüşerek yürürken, vajinasının sıcaklığını, pantolonum üstümdeyken bile  hissedebiliyordum.

 Devam edecek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder