13 Kasım 2012 Salı

Buğday Ten Sarhoşluğu - 2


Eve gelmemiz en fazla on dakika sürmüştü. Ama sanki saatlerce yoldaydık. Bir an önce daireden içeri girmek istiyordum. Arabayı gelişigüzel parkettim. O’nun olduğu tarafın kapısını açıp elimi uzattım. Dışarı çıkarak koluma girdi. Dış kapıyı açıp merdivenleri çıkmaya başladığımızda onu önüme aldım.
Önümde, mini eteğinden taşacakmış gibi salınan kalçaları beni ne kadar sabırsızlandırsa da, bu anın keyfini çıkarmak istiyordum. Daireye girmek için acele etmeme hiç gerek yoktu artık. Hareket eden kalçalarından bileklerine kadar bakışlarımı indiriyor, sonra tekrar kaldırıyordum...
“Gelmedik mi daha?” diye sordu.
“Son merdiven.” diye cevapladım. “Ama istersen daha çıkabiliriz.”
“Nasıl yani?”
“Ben manzaradan memnunum.”
“92. Ama güzel göründüğü tek yer merdivenler değil.”
İkimizin de yüzünde muzip bir gülümseme, göz göze geldik. Daire katına geldiğimizde, kapıya dayadım O’nu. Kalçalarında penisimin sertliğini hissettirirken, anahtarı kapı deliğine soktum. Kapı açılır açılmaz içeri girdik. Sırtını kapıya dayadım. Vücudumu O’nun vücuduna bastırarak gözlerinin içine baktım. Gözlerini kapatarak dudaklarını ısırıyordu. Yavaş yavaş dudaklarına eğildim. Acele etmeden, önce sadece nefesimi hissettirdim. Sonra yavaş yavaş dilimi gezdirdim dudaklarının üstünde. Ve dudaklarımızın buluşmasına izin verdim.
O kollarını boynuma dolamış, vücudunu bana bırakmıştı. Beli kollarımda, dudakları dudaklarımın arasındaydı. Emmeye başladım. Dudaklarımızın ıslaklığı çenelerimize akıyordu. Dişlerini dudaklarımda hissedebiliyordum artık.
Kucağıma atladı. Saçlarını savurarak dudaklarını boynuma indirdi. Dilinin ıslaklığını, nefesinin sıcaklığını, dudaklarının tadını hissedebiliyordum.
Ellerim kalçalarında, yatak odasına giderken, boynumdaki elleriyle kapıyı tutarak durdurdu.
“Viskim nerde?”
“Salonda”
“Oraya götür o zaman beni!”
Karşılıklı tekli koltuklardan birine oturttum. Yüzündeki muzip gülümsemenin anlamını biliyordum. Gece uzun ve tadını çıkarmayı bilmek gerek...
“Bourbon mu Scotch mu?” diye sordum.
“Scotch”
Elimde iki kadeh buzsuz ve sek Johnnie Walker, karşısındaki koltuğa oturdum.
“Böyle sevdiğimi nasıl bildin?”
“Sert sevdiğin anlaşılıyor.” dedim, kalkan penisimi zaptetmek için bacak bacak üstüne atarak...

Devam edecek...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder