20 Kasım 2012 Salı

Buğday Ten Sarhoşluğu - 10 (Final)


“Geliyorum!” diye tekrarladı çığlık atarak. Titreyen vücudundan, nefes alış verişlerinden, çığlıklarından, kasılan vajinasından anlaşılıyordu kendinden geçtiği. Bütün vücudu bir anda serbest kaldı. Kollarım ve vücudumla desteklemeseydim, yere yığılacaktı. Kasıklarımda boşaldığını hissedebiliyordum.
O’nun kendinden geçişi beni de kendimden geçirmişti. Yatağa uzattım.
“Ben de!” diye cevapladım.
Eline aldığı penisimi sert avuç darbeleriyle okşamaya başladı. Ben zevkten inlerken gözlerimin içine baktı. “Kadınlığımı hissediyorum” diyen bakışlarıyla aynı bakışlardı bunlar. Boşalan spermlerimi göğüslerinin üstüne akıttı. Ardından kendimi yatağa attım. Ellerini göğüslerimin üstünde dolaştırarak beni öptü.
“Harikaydın.” dedi. “Laf olsun diye herkese söyleyebilirim bunu. Ama gerçekten harikaydın...”
“Sen de öyle...” diye cevapladım.
“Hadi biraz uzan. Duş alıp geleceğim.”
On dakika sonra bornozumun içinde geldiğinde yüzü gülüyordu. Islak saçlarının düştüğü göğüslerininin dolgunluğu bornozun içinden belli oluyordu. Bornozu çıkarıp yere bıraktı. Bedeni gözlerimin önündeydi. Yanıma kıvrılıp başını göğsüme koydu.
“Bir kereyle kurtulduğunu sanma” dedi gülerek.
Bıyık altından güldüm ben de. “Bu söylediğine pişman olacaksın. Yeter artık diye yalvartacağım seni.”
“Öyle mi?” dedi kahkaha atarak.
Ellerimiz vücutlarımızda, nefeslerimizi dinlemeye başladık. Ağzımdan, Nazım Hikmet’in dizeleri dökülmeye başladı.

"Koynumda çırılçıplaksınız
Şehir, akşam ve sen
Aydınlığınız yüzüme vuruyor
Bir de saçlarınızın kokusu.
Bu çarpan yürek kimin
Sesleri soluklarımızın üstünde küt küt atan
Senin mi şehrin mi akşamın mı yoksa benimkisi mi?
Akşam nerde bitiyor nerde başlıyor şehir
Şehir nerde bitiyor sen nerde başlıyorsun
Ben nerde bitip nerde başlıyorum?"

Okumayı bitirdiğimde, tatlı bir öpücükle ödüllendirildim. Ve parmak uçlarımız tüy gibi dokunuşlarla vücutlarımız üstünde dolaşmaya başladı yeniden...

                                                              * * *

Sabaha kadar, şiirler ve müzik sevişmelerimize tat kattı. Yorulduğumuzda, gülen gözler eşliğinde ağızlarımızdan dökülen sözcükler tenlerimizi birbirine daha da yakınlaştırıyor, kalp atışlarımızı hissettiriyordu. Günün ilk ışıklarıyla birlikte ikimiz de kendimizden geçerek uykuya daldık.

Uyandığımda öğlene yaklaşıyordu. Yatağım boştu. Kalktım. Masanın üstünde bir not gördüm.

“Huyum hep gitmektir. Ama bu sefer gitmek çok zor. Gelmemek üzere değil gidişim. Bir dahaki sefere birlikte uyanmak ve kahvaltı yapmak üzere gidiyorum... Biliyorsun, kahvaltının mutlulukla bir ilgisi var. Ama yirmi dört saat içinde bu kadar mutluluk ikimize de fazla gelirdi. Bana nasıl ulaşacağını biliyorsun. Öpüyorum.”

Yüzümde şapşal bir gülümseme, kahvaltıyı hazırlamaya başladım.

Tek gecelikti... Ama dün gece bize yetmemişti. Kısa farlarla göremediğimiz gelecek ne olursa olsun, bildiğim tek bir şey vardı. O’nu istemeye devam ediyordum.

Kahvaltıyı bitirdikten sonra kendime demli bir çay doldurdum. Pencereden süzülerek gelen güneş ışığının aydınlattığı masaya oturdum. Bilgisayarı açtım. Buğday Ten Sarhoşluğu’nu yazmaya başladım.

SON

22 yorum:

  1. Öncesini bilmesem de acıklı bitmiş biraz... Nazım detayını sevdim... Bayağı sevdim hem de... Güzel yazıyorsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim... öncesini neden okumuyorsun? =)
      ve bir de sıradaki hikaye için ankete oyunu bekliyorum ;)

      Sil
  2. yaaa çok begendim.. sonunda beklediğim romantizm yakalanmış.. ellerine sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim... daha nice öykülere =)

      Sil
  3. İşte budur! Harikasın Meçhul Yazar yeni hikayelerini merakla bekliyoruz. Umarım yazmaktan vazgeçmezsin:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. okuyucularım böyle olduktan sonra vazgeçeceğimi sanmıyorum hiç =)

      Sil
  4. ellerine sağlık güzeldi betimlemelerin çok iyi :))

    YanıtlaSil
  5. ellerine sağlık gerçekten, yakışan bi final olmuş. tebrik ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. umarım aynı keyfi Sanal ve Gerçek dizisinden de alırsın ;)

      Sil
  6. bu gercek bir hikaye mi?

    YanıtlaSil
  7. hu huuuuuuu gercek mi? :O

    YanıtlaSil
  8. iyi de 1-ci yi ben sormadim ki.)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. He tamam o zaman. Cevap veriyorum: evet, gerçek :)

      Sil
  9. Tam sana mail atacaKtim.
    detaylı anlatım vs derken sonunda kurgu yazısını görmek pek hoş olmazdı. Diye :)
    Ayrıntılı yorum istemiştin;
    Buyrun:
    Erotik roman okumuşluğum var,
    ama böyle bir hikaye okumuslugum mmmhhh yok.
    ha hatun sağlam orası ayrı sende ayrı sağlammssn.
    Hard severim demesi hatunu yakın tutmama sebep olmadı degil gerçi buğday ten tek gecede kalmamalıydı.
    merak ediyorum acaba bunları okudu mu.
    Özel sonuçta paylaştın sende şiirine kadar.
    Hatun yerinde olsam cezalandırırcezalandırırdım seni :))

    mest oldum mu ?
    Sence?
    Meçhul yazar ellerin derrt görmesin be .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sana bir şey itiraf edeyim mi? Buğday Ten Sarhoşluğu benim de blogdaki favorilerimden :)
      Umarım diğer öykülerde de bu tadı verebilirim sana... Mest oldun mu? Umarım öyledir, çünkü bunları bu yüzden yazıyorum... Yine de okudukça "mest olmaktan" fazlasını hissetmeni umuyorum :)

      Eğer kendisi şans eseri bir yerlerden bulmadıysa, ben de göndermedim... Ama görseydi, bendeki etkisine bakıp hoşlanırdı sanırım. Sonuçta kimlikler gizli :)

      Müptezel, sen buralardan eksik olma emi? Yazarken hissettirmek istediğim şeyleri hisseden ve bunu ifade etmekten çekinmeyen birilerini görünce, bir hikaye de ona adayasım geliyor :)

      Sil
    2. Sanırım bundan sonra mupte buralara peek ugrar.
      hak ettin akıcı dil diyorum bak :)

      Sil
    3. Sanırım bundan sonra mupte buralara peek ugrar.
      hak ettin akıcı dil diyorum bak :)

      Sil
    4. Her uğrayışında bir iz bırakmayı ihmal etme ama, sonra özlenirsin :)

      Sil