12 Kasım 2012 Pazartesi

Buğday Ten Sarhoşluğu - 1


Buluşma adresimize yakın bir yerde arabayı bırakıp, koşaradım yürüdüm. Kafenin önüne geldiğimde, bahçede oturan kalabalığa göz gezdirdim. Bakışlarım, masasında tek başına oturan kadına ilişti. Bir elinde yarısı yanmış sigara, diğerinde demli bir çay vardı. Masaya bıraktığı gazeteye dalmıştı. Kalçalarının hemen altında biten siyah kısa bir etek giymişti. Çorapsız bacaklarının buğday renginde pürüzsüz çekiciliği cezbediciydi. İki düğmesi açılmış gömleğinden, sütyeni arasına sıkışmış dolgun göğüsleri kendini gösteriyordu. Uzun kumral saçları, göğüslerinin arasına kadar inmişti. Kırmızı ruj sürdüğü dudaklarında alaycı bir tebessüm vardı. Büyük ela gözleri, bakışlarını derinleştiriyordu. Yanına yaklaştım. Gözleri gözlerime değdi. Bakışlarının derinliğinde kaybolmamaya çalışarak;
“ Nilüfer olmalısın” dedim.
“Evet, seni bekliyordum. Otursana”.
Birkaç gün önce internette bir yerlerde tanışmıştık. Yirmi iki yaşındaydı. Edebiyat son sınıfta öğrenciydi. Kısa bir süre yazıştıktan sonra, isteklerimizin ne kadar benzer olduğunu anlayarak buluşmaya karar vermiştik.
“Çaydan devam mı?” diye sordum, gülerek.
“Tabii ki hayır, viski içeceğimiz bir yere götür beni.” Diye cevapladı, çekici gülümseyişiyle.
“İstanbul’da en güzel viski evimde içilir.” Dedim.
“Başkası olsa aceleci hayvan diye geçirirdim içimden, ama senin için naz yapmayacağım” dedi.
Erkeğin egosunu nasıl kabartacağını biliyordu. Belki gerçekten içinden geçenler, belki de sadece bir oyundu söyledikleri... Ama buna takılmadım.
Hesabı ödedikten sonra kalktık. Koluma girdi. Kolumda göğsünün sıcaklığını hissedebiliyordum. Topuklu ayakkabısıyla salınarak yürüyor, savurduğu saçlarından başımı döndüren argan yağı kokusu geliyordu. Parfümünün kokusunu tanıdık değildi. Gecenin özel olacağına işaretti bu...
Arabaya geldiğimizde kapıyı açtım. “Mersi” diyerek oturdu. Sürücü koltuğuna geçtiğimde ise, eteğinin kalçalarına kadar sıyrıldığını görebiliyordum. Bakışlarımı yakaladıktan sonra;
“Dikkatli bir sürücü müsün?” diye sordu.
“Sanırım”
“Peki bu şekilde de dikkatini toplayabilecek misin?” dedi, elini kasığıma götürerek.
“Trafik kazasında ölmek istemezsin herhalde” dedim.
“İçime girip kendinden geçtiğinde, hala sevişmeyi kontrol edip edemeyeceğini test ediyorum.” dedi gülümseyerek.
“O zaman kemerini bağla” diye karşılık verdim.
Onun eli kabaran penisimde, benimkiler ise ne yazık ki direksiyondaydı. Eve gitmek üzere gaza bastım.

Devam edecek...

14 yorum:

  1. bu yaptığın ne senin? bildiğin erotik hikaye bu. sözcükleri orasından burasından çekiştirip edebiyat yapıyorum diye geçiniyorsun. hayır bu değil! senin amacın cinsellik üzerinden prim elde edip ego tatmini yapmak. sen varya hasından saf bir aşk hikayesi yazsan bu ayıbını örtemezsin. işte sizler kadınları bir et parçası olarak görüyorsunuz. göğüsleri ve vajinası olan et yığınları olarak. fikirlerine değer vermiyorsunuz. şeytanla raks ediyorsun. tenin hikayesi bu değil. ben yazayım da gör nasıl oluyormuş...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumu yazmadan önce sağ tarafta bulunan, "Bu ne şimdi?" başlıklı sütunu okumuş muydun?

      Sil
  2. onu okuduktan sonra yazılmış bir yorumdu bu... üstteki yorumu mu okuyup anlamış mıydın?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yazdıklarının cevabı orada bulunuyor bence. daha fazlası için, "making love" deyişinin etimolojisini, filolojisini falan araştırabilirsin ;)

      Sil
    2. aşk ve seksi birbirinden ayırmak senin tercihin olabilir. ama bu tek doğrunun senin tercihin olduğunu göstermez...

      Sil
  3. sen kime ne hikaye anlatıyosun dede korkut? bu yaptığının ne manaya geldiğini ikimiz de çok iyi biliyoruz. oraya buraya yönlendirip haklı çıkma çabalarına son ver. yazabileceğin onca şey varken yatak fantezilerini yazmak bir şey değil. bu yazdığın ve söylediğine göre fazlasıyla edebi kaygı taşıyan şeyler erotik hikaye sitelerindeki tek mecazi anlam bulunmayan basit metinler kadar ucuz ve bir o kadar da sahte. olağandışı bir hayal ürünü... kendini fazla kandırma. istersen o erotizm dolu hikayelerinden birini oku da daha fazla yerle yeksan olma. aşk cinsellikten ibaret değildir. yazdığın her hikayeyi okudum. hepsinde de aynı şey. sevgiden, şevkatten uzak... sana bir şey söyleyeyim mi, cinsellik de bu değil. bildiğin her şey yanlış. baştan aşağıya...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ilginç bir üslubun var. "Saldırganlık eziklikten gelir" demiş Freud. bilir misin?

      Sil
  4. Yazdığın o yazıda da birçok şey askıda kalmış. 'Kötü kadın yatılır, iyi aile kızı evlenilir.' cümlesinin yanlışlığını göstermemişsin. kendin söylediklerine kendin inanıyor musun. Kendin kadar söylediklerin de meçhul senin...

    YanıtlaSil
  5. İnan, senin gibi ne yaptığını bilmeyen birine saldırmam. 'Kendi kendine gelin güvey olmak' deyiminin manasının da izahatını yapmama hacet yoktur sanırsam. Ben hakikati konuşuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tartışmanın ilerletici bir yönü zaten yoktu, şimdi de anlamsız bir yöne doğru ilerliyor. dolayısıyla bundan sonraki yorumlarına cevap yazmayacağım. ama sen, hakarete varmadıktan sonra istediğin yorumu yapmaya devam edebilirsin. okuyucular farklı bakış açılarını kendilerine göre değerlendirecektir zaten.

      Sil
  6. Merak etme. Cinsellik oldu mu bülbül kesilip, hakikati konuşunca tenezzül etmeyen insanlar muhattabım değildir. Yorum yapmaya da gerek yok. Yalnızca kendi duyduğunu, kendi söylediğini, kendi düşündüğünü hayatın gerçeği zanneden insanlara söylecek tek bir lafım yok. Hakikati bulman dileğiyle...

    YanıtlaSil
  7. Adsızın kim olduğunu merak ettim doğrusu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merak etmeye bile gerek yok sanki... "Onlardan" biri olabilir :)

      Sil
  8. Öncelikle insanların bu seks tabusu beni çok üzüyor. Seks hakkında yazmak, düşünmek ayıp sayılıyor. Size ne? herkes ne istiyorsa onun üzerine yazar. En doğal hakkıdır. Bence gayet de güzel bir yazı olmuş. Düşünceleri seninle aynı olmayan insanların yapacağı yorumlar seviyesiz ve mantığınla uyuşmayan bi düzeyde olursa onunla tartışma bile derim yazan arkadaşa .

    YanıtlaSil